Tüp Mide Ameliyatlarından Sonra Safra Kesesi Taşı Oluşumu

Yayın Tarihi: 30/12/2016

Bu yazı tüp mide (mide küçültme) ameliyatı ile ilgili özel bir durumu açıklığa kavuşturmak amacıyla yazılmıştır. Tüp mide ameliyatı ile ilgili daha geniş kapsamlı bilgiye ulaşmak için ilgili yazımızı okumanızı tavsiye ederiz.

Safra Kesesi Nedir?

Safra kesesi safranın depolanması görevini yapan, armut şeklinde küçük ve kasılabilir bir keseciktir. Görevi depolanan safranın öğünler sırasında onikiparmak barsağına boşaltılmasıdır. Gıda alınması, özellikle de yağ tüketilmesi kolesistokinin adı verilen bir hormonun salgılanmasına yol açar. Bu hormon onikiparmak barsağına açılan safra kanalının girişindeki valvi gevşetir, aynı zamanda safra kesesinin kasılarak konsantre edilmiş safrayı barsağa fışkırtmasını sağlar. Safranın görevi yağın çökelmesini ve parçalanmasını sağlamaktır.

Safra Kesesi Nerededir?

Safra kesesi karaciğerin sağ lobunun hemen altında, kaburga kavsinin arkasında yer alır. Bu bölge, safra kesesi problemlerinde ağrının hissedildiği yerdir.

Tüp Mide Ameliyatından Sonra Safra Taşı Oluşumu Artar mı?

Obezite cerrahisi geçiren tüm hastalar gibi, tüp mide ameliyatlı hastalar da ameliyattan sonra özellikle hızlı kilo verme döneminde safra kesesi taşı oluşumu açısından risk altındadırlar. İlk 6 ayda safra taşı oluşumu riski neredeyse % 50 artar. Gıda normal yoldan gitmeye devam ettiği için tüp mide ameliyatlarında risk artışı gastrik bypass türü ameliyatlara göre daha azdır. Literatürde tüp mide ameliyatından sonra safra taşı oluşum sıklığını analiz eden çalışma yoktur.

2009’da yayınlanan bir çalışmada, gastrik bypass ve sleeve gastrektomi arasında safra kesesi taşı oluşumu riski açısından fark saptanmamış, ancak tüp mide ameliyatlarında koruyucu amaçlı safra kesesinin alınmasına gerek olmadığı bildirilmiştir. Yayınlanan diğer çalışmalarda gastrik bypass sonrası belirtisiz safra kesesi taşı oluşumu sıklığının 6-12 ay sonra % 30-52.8 arasında olduğu bildirilmiştir. Hastaların % 7-16’sı ise safra kesesi taşlarına bağlı belirtiler göstermiştir.

Obezite cerrahisinden sonra safra taşlarının oluşumunun arttığı şeklindeki fenomen, aslında 1990’ların başında hızlı kilo veren bir grup hastada gözlenmiştir. Hızlı kilo kaybı durumunda kolesterol dokulardaki depolardan hareketlenir ve safraya karışır. Bu da safranın kolesterol doygunluğunu yükseltir. Bazı araştırmacılar ise safra kesesinden mucin ve kalsiyum salgısının arttığını, safrada prostoglandin ve araşidonik asid düzeylerinin yükseldiğini ve bunun da safra taşı oluşumuna neden olduğunu ileri sürmüştür.

Kısıtlayıcı obezite cerrahisi yöntemlerinden sonra safra taşı oluşumu konusunda veriler yetersizdir. Kiewiet ve arkadaşlarının Hollandalı hastalarda yaptığı bir çalışmada mide bandından sonra belirti vermeyen safra kesesi taşı oranı % 26.5 bulunmuştur. O’Brien ve arkadaşlarının çalışmasında ise mide bandından sonra belirti veren safra taşı oranı % 6.8 olarak bildirilmiştir. Bunların hiçbirinde safra kesesi ameliyatından önce herhangi bir komplikasyon gelişmemiştir.

Tüp mide ameliyatlarından sonra safra taşı oluşumu oranları konusunda net bilgi olmamakla birlikte, gen linanış gastrik bypasstan daha düşük olduğu yönündedir. Gastrik bypass ameliyatında onikiparmak barsağı devre dışı bırakıldığından kolesistokinin refleks salgısı azalmakta ve buna bağlı safra kesesi motilitesi de düşmektedir. Bir diğer neden ise mide bölünürken sol vagus sinirinin hepatik dallarının hasarlanmasıdır.

Obezite cerrahisi yöntemlerinden sonra safra kesesi taşlarına bağlı komplikasyonların azaltılması için rutin safra kesesi ameliyatından, intraoperatif ultrasona, ameliyat sonrası ursodeoxikolik asid kullanımına ve rutin postop ultrason takibine kadar bir çok farklı uygulama vardır.

Bizim klinik uygulamamızda, ameliyat öncesi ultrasonografi rutin olarak uygulanmaktadır. Bu tetkikte safra kesesinde taş veya çamur saptanması durumunda aynı seansta kolesistektomi ameliyatını önermekteyiz. Rutin ameliyat sonrası ultrason uygulamamız olmamakla birlikte, safra kesesine bağlanabilecek ilk belirtide ultrasonla kontrol yapılmaktadır. Hastaların neredeyse dörtte birinde ameliyattan önce safra kesesinde taş saptanmaktadır.

Morbid obez bir hastada laparoskopik safra kesesi ameliyatı ameliyatta güçlükler içerir ve obez olmayanlara göre daha fazla morbidite riski taşır. Bu nedenle, safra kesesinde belirgin bir taş veya çamur olmadığı sürece, obezite cerrahisi sırasında koruyucu kolesistektomi önerilmemektedir. Yine bir başka çalışmaya göre, ameliyattan sonra belirtilere yol açan safra kesesi taşı olasılığı % 7-16 civarında olduğundan rutin safra kesesi ameliyatı yapılmamalıdır.

Yazar: Op Dr Murat Üstün

Dr. Murat Üstün, İstanbul Bariatric Center'ın (IBC) kurucusu ve obezite cerrahisi ekibi lideridir. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olduktan sonra Ankara Eğitim Araştırma Hastanesi'nde uzmanlığını yapmış, 100'ün üzerinde obezite cerrahisi ile ilgili ulusal ve uluslararası kongrede yer almıştır. Murat Üstün ve İstanbul Bariatric Center ekibi, gastrik bypass, tüp mide ameliyatı, mide balonu ve duodenal switch ile biliopankreatik derivasyon dahil olmak üzere çeşitli tıbbi prosedürler uygulamaktadır. Ameliyatlar Joint Commission International (JCI) onaylı bir hastanede gerçekleştirilir. Murat Üstün, tüm kadrosu ile birlikte ana hedef olan hastanın sağlığına ve güvenliğine büyük önem vermekte ve bunun, mükemmellik denkleminin bir parçası olduğuna inanmaktadır.

Tüm Yazıları →

12 thoughts on “Tüp Mide Ameliyatlarından Sonra Safra Kesesi Taşı Oluşumu”

  1. blank

    Hocam tüp mide ameliyatının ardından yapılan safra kesesi ameliyatı çok sık acıkma problemi yaratabilir mi…Çok yakınan arkadaşlar var bu durumdan aslı var mı bunun ?

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Arayın
Bilgi Alın
Whatsapp