Istanbul Bariatric Center - Obezite Tedavisi
Istanbul Bariatric Center - Obezite Tedavisi

Obezite Tedavisi

Bu sayfa obezitede tedavi yöntemleri ile ilgili bilgileri içermektedir ve Obezite Bilgi Merkezi yazı serimizin alt metnidir. Obezitenin sebepleri, sonuçları ve ilgili istatistikler için sayfamızı ziyaret ediniz.

Obezite bütün dünyada geçerli ve evrensel tedavi metotlarının bulunduğu bir rahatsızlıktır. Obezitenin cerrahi ile tedavisinin haricinde günümüzde kabul görmüş ve en sık kullanılan 4 yöntem aşağıdaki gibidir.

  • Diyet tedavisi
  • İlaç tedavisi
  • Egzersiz tedavisi
  • Davranışsal terapi ile tedavi

Obezitenin Diyet ile Tedavisi

Obezitenin üstesinden gelmek için alınan kalori miktarlarını azaltmak ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinmek hayati öneme sahiptir. Tüm diyetinizi daha sağlıklı hale getirmek için sebze, meyve ve baklagiller gibi daha fazla bitki kökenli gıdalar tüketmelisiniz.

Bazı şok diyetlerle başlangıçta çok hızlı ve fazla miktarda kilo verilebilse de, uzun vadede yavaş ve sabit kilo kaybı sağlayabilen, sürdürülebilir beslenme tarzı kalıcılığın temel koşuludur. Bu nedenle, gerçekçi olmayan ve sürdürülemez şok diyet türlerinden uzak durulmalıdır.

Mantıklı bir kilo kaybı programının en az 6 aylık bir süreci içermesi ve sonra koruma fazında en az 1 yıl süreyle kaybedilen kilonun korunması gerekir. İdeal veya “en etkili” diyet yoktur. En iyi diyet sizin zorlanmadan uygulayabileceğiniz ve sürdürülebilir olandır. Diyette kalem kalem besin miktarlarına odaklanmak yerine, bazı prensipleri sindirmek daha önemlidir:

Kalori azaltma

Kilo vermenin anahtarı, aldığınız kalori miktarını ne kadar azalttığınızdır. Tipik yeme ve içme alışkanlıklarınız beslenme uzmanı tarafından değerlendirilerek, normalde tüketmeniz gereken kalori miktarı belirlenecek ve ne kadar kalori eksiltmeniz gerektiği hesaplanacaktır. Kabaca bu miktar kadınlar için günlük 1200-1500, erkekler içinse 1500-1800 kalori civarındadır.

Haftada 0.5-1 kg vermek için günlük kalori alımınızı 500-1000 kalori azaltmalısınız. Genellikle kadınların günde 1000-1200, erkeklerin de 1200-1600 kalori alması, güvenli şekilde kilo vermelerini sağlamaktadır. Bu kalori seviyeleri bir kılavuzdur.

Günde 1600 kalori alıyor ve kilo veremiyorsanız 1200’e düşebilirsiniz. Bu düşüşü günde 100 veya 200 kalori eksilterek zamanla da yapabilirsiniz. 800 ve altındaki çok düşük kalorili diyetler bir doktor gözetiminde değilseniz sakıncalıdır ve yapılmamalıdır.

Daha az gıdayla daha fazla tokluk hissi

Enerji yoğunluğu konseptini kavramanız, daha az kalori tüketerek daha fazla tatmin olmanızı sağlayacaktır. Bütün gıdalar belli oranda kalori içerir. Tatlılar, ekmek, pasta, yağlı ve işlenmiş gıdalar enerji yoğundur. Bu, küçük miktarlarının yüksek kalori içermesi anlamına gelir.

Sebze ve meyveler, baklagiller ise enerji yoğunluğu düşük gıdalardır. Bunların daha büyük porsiyonları, daha düşük kalori sağlar. Enerji yoğunluğu düşük gıdaların daha büyük porsiyonlarla tüketilmesi, açlık ataklarını baskılayacağı gibi, daha düşük kalori ile daha fazla doyma hissi sağlayacaktır.

Sağlıklı Seçimler Yapmak

Tüm diyetinizi daha sağlıklı hale getirmek için sebze, meyve ve baklagiller gibi daha fazla bitki kökenli gıdalar tüketmelisiniz. Aynı zamanda protein içeriği yüksek gıdaları seçmeli ve haftada bir veya iki kez balık tüketmeyi alışkanlık edinmelisiniz. Yanısıra öğünlerde tuz ve şeker miktarlarını azaltmalısınız. Zeytinyağı, canola veya fındık yağı gibi sağlıklı yağları belli oranlarda diyetinize eklemeniz doygunluk hissini arttıracaktır.

Belli Gıdalardan Uzak Durmak

Birçok diyet yüksek karbonhidratlı veya yağlı gıdaların miktarlarını kısıtlar. Şekerli veya tatlandırıcılı içecekler, farkında olmadan istemediğiniz kadar kalori tüketmenize yol açabilir. Bu yiyecek ve içecekleri beslenme planınızdan kalıcı olarak çıkarmak kalori kısıtlamanıza yardımcı olacaktır.

Sağlıklı bir beslenme planı vücudunuzun gereksindiği tüm besinleri içermeli, ancak kilo alımınıza yol açmayacak miktarda kalori sağlamalıdır. Doymuş yağlardan, trans yağlardan, kolesterol, tuz ve rafine şekerden fakir olmalıdır. Düşük yağlı yoğurt, peynir ve süt, yağsız et, balık, baklagiller, yulaf ve tam buğday, taze veya dondurulmuş meyveler, her tür sebze diyetinizin temel öğeleri olmalıdır.

Besin Destekleri

Ara öğün olarak yüksek proteinli ve sağlıklı atıştırmalıkları tercih edebilirsiniz. Birçok firmanın bu alanda ürünleri olsa da, tıbbi kökenli ürünleri tercih etmeniz en sağlıklısı olacaktır.

Herşeyden önemlisi, mucize gıdalar veya mucize diyetler olmadığını net olarak anlamanızdır. Özellikle medyada hemen her gün mucize ürün olarak tek bir maddenin veya özel bir diyet türünün parlatıldığına tanık olmaktayız. Bu tarz şok diyetler veya sürdürülemez, belli ürünlere dayalı tek tip beslenme tarzının uzun vadeli kilo kaybı sağlayamayacağını, aksine tekrar tekrar kilo alıp vermenize yol açarak metabolizmanızı kötü yönde etkileyeceğini unutmayın.

Gerçekçi hedefler koymanızın kilo verme başarınızı arttıracağından söz etmiştik. 6 ay içinde mevcut kilonuzun % 5-10’unu kaybetmeyi bir hedef olarak belirleyebilirsiniz. Sadece bunun bile koroner kalp hastalığı riskinizi azaltacağı kanıtlanmıştır. Vücut ağırlığınızın % 10’unu kaybettiniz, bunu 6 ay korudunuz, ancak halen obez grubundaysanız diğer metodları da seçenek olarak düşünmelisiniz.

Obezitenin Egzersiz ile Tedavisi

Kilo vermek ve sağlıklı bir dönüşümü gerçekleştirmek için egzersiz tedavisi de önemli bir bileşendir. Maalesef, obez bireyler için kilo nedeniyle aktivite oldukça zorlayıcı ve hatta bazen imkansız olabilir. Bu nedenle, öncelikle fiziksel kısıtlılıklar kişiye özgü olarak saptanmalı ve özgün bir egzersiz programı yapılmalıdır. Aksi halde egzersiz gerek kardiyovasküler sistem, gerekse eklemler üzerinde yarardan çok zarara neden olabilir.

Ne kadar hareketli olunursa, o kadar fazla kalori harcanacaktır. 1 kilo yağı yakmak için 8000 kalori harcanması gerekir. Obez bireylerde hafifçe artan tempoda yürüyüş başlangıç için iyi bir seçim olabilir. Artmış fiziksel aktivitenin iyi bir diyetle kombine edilmesi başarılı ve kalıcı kilo verme şansınızı arttıracaktır.

Önemli Olan Sürdürülebilir Egzersizler

Sporu yaşamınızın bir parçası haline getirebilmek için, hangi aktivitelerin günlük rutininize uyduğunu belirlemelisiniz. Ancak bu şekilde aktivite günlük yaşamınızın bir parçası haline gelebilir ve uzun süreli bir alışkanlığa dönüşebilir.

En basitinden, asansör kullanmak yerine bir-iki katı merdivenle çıkmayı deneyin. Araç kullanımını azaltarak toplu taşımla gideceğiniz yere ulaşmanız ve bir miktar yolu da yürümeniz iyi bir dönüşüm olacaktır. Düzenli alışveriş ettiğiniz yerler yürüme mesafesindeyse arabanızı evde bırakın. Birçok araştırmada özellikle yoğun saatlerde, çoğu şehiriçi araç kullanımının birkaç kilometreden ibaret olduğunu göstermiştir. Oysa bu bizim, en azından her gün yürümemiz gereken mesafedir. Ortalama bir erişkinin günde en az 30 dakika ve haftada 5 gün orta düzeyde fiziksel aktivite yapması kilo vermek ve kiloyu korumak için gereklidir.

Ortalama aktiviteden kastedilen kişinin ısınmasına ve kalp hızının artmasına neden olan aktivitedir. Bu aktivite kardiyo egzersizi olarak adlandırılır, kalp hastalıkları ve diyabet gelişimini önleyici etkisi vardır.

Bununla birlikte, birçok obez hastanın kilo almayı durdurmak için günde ortalama 45-60 dakika egzersiz yapması gerekir. Kilo kaybından sonra günde 60-90 dakika hafif egzersiz tekrar kilo alımını önlemek için gereklidir. Bu aktivite aralıksız olabileceği gibi, onar dakikalık aralarla da yapılabilir.

Çocukluk Obezitesini Önlemede de Egzersiz Önemli

Çocukların da günde 60 dakika orta düzeyde aktivite yapması gerekir. Bu aktiviteler bisiklete binme, merdiven çıkma, bahçe işleri, yüzme veya spor salonunda egzersiz şeklinde olabilir. Aktiviteyi arttırmanın dışında, obez kişilerin oturarak ve inaktif geçirdikleri süreleri de azaltmaları gerekir. Bu genellikle bilgisayar ve TV başında geçirilen zamanların azaltılmasını gerektirir.

Obezite sorununuz çok ileri derecedeyse ve sağlığınız yeterince iyi değilse mutlaka bir sağlık profesyoneli tarafından genel taramadan geçtikten sonra onun önereceği fiziksel aktiviteleri yapmalısınız.

Fiziksel aktivitenin arttırılması ve daha az kalori tüketilmesi hem kilo vermenize, hem de kilonuzu korumanıza yardım edecektir. Bunun dışında, kalp hastalığına yakalanma ve kalp krizi riskiniz de düşecektir. Diyabet ve meme, kolon, rahim kanseri gibi kanserlere yakalanma riskinin de azaldığı kanıtlanmıştır. Kalp ve akciğer sisteminiz güçlenecek ve daha iyi çalışır hale gelecektir. Kaslarınız ve eklemleriniz güçlenecek, kemik kaybı yavaşlayacaktır. Kendinizi daha enerjik hissedeceksiniz, uykusuzluk probleminiz varsa azalacak, stressten etkilenmeniz de çok daha az olacaktır.

Fiziksel aktivitenin aerobik, kas güçlendirici, kemik güçlendirici ve gerici(stretching)  olmak üzere dört tipi vardır. Önemli olan, daha önce egzersiz yapmadıysanız mutlaka hafif egzersizlerle başlayıp zamanla arttırmanız, herhangi bir kalp veya akciğer hastalığınız varsa, ilgili uzmanların görüşünü aldıktan sonra egzersize başlamanızdır.

Obezitenin İlaç ile Tedavisi

Obezitenin ilaçla tedavisi için az sayıda seçenek mevcuttur. Günümüzde obezitenin uzun süreli tedavisi için FDA tarafından onaylanmış ilaçlar Orlistat (Xenical), Lorcaserin (Belviq) ve phentermine ile geç salınımlı topiramat karışımından oluşan Osymia’dır.

FDA reçetesiz satılan ve içeriği bilinmeyen aktif farmasotik maddeler içeren zayıflama ilaçları konusunda bir uyarı yayınlamıştır. Çoğu internet siteleri ve eczanelerde “besin desteği” adı altında pazarlanan bu ürünler FDA tarafından onaylanmamıştır, illegaldir ve potansiyel olarak çok tehlikeli olabilir. Nisan 2015’de FDA bu tarz suplemanlarda amfetamin benzeri stimulan (BMPEA) kullanımını yasaklamıştır. Bu madde bazen acacia rigidula olarak da etiketlere eklenmektedir.

Obezite İlaç Tedavisi

Orlistat

Orlistat pankreastan salınan lipaz enzimini bloke ederek trigliseridlerin sindirimini ve emilimini azaltır. 2 yıl içerisinde % 9-10 kilo kaybı sağlandığını gösteren iki büyük klinik çalışma vardır. Orlistatın kilo kaybı üzerindeki etkinliği ilacın sistemik emilimine bağlı değildir. Bu ilaç bazı yağda eriyen vitaminlerin (A,D,E,K) ve beta karotenin emilimini azaltabilir. Bazı ilaçların emilimini de etkileyebilir. Yan etkileri yağlı gaita, sık defekasyon, gaita kaçırma ve artmış bağırsak gazıdır.

Lorcaserin

Bu ilaç FDA tarafından BMI 30 ve üzerindeki bireylerde, düşük kalorili bir diyet ve egzersiz programına ek olarak kullanılmak üzere Haziran 2012’de onaylanmıştır. Grup 4, yani potansiyel bağımlılık riski olan bir ilaçtır. Lorcaserin’in hipotalamusta bazı reseptörler üzerinden tokluk hissi yaratarak gıda tüketimini kısıtladığı düşünülmektedir. Onaylanması 1 yıllık tedavide % 5 ve daha fazla kilo kaybı sağladığını ve bunun 2 yıl boyunca korunduğunu gösteren üç önemli çalışma ile olmuştur.

Gerekli ileri dönem araştırmaları ciddi kardiyak yan etkileri olabileceğini düşündürdüğünden, kalp yetmezliği olan hastalarda çok dikkatli kullanılmalıdır.

Liraglutide (Saxenda)

Liraglutide iştah ve kalori alımının fizyolojik düzenleyicisi olan GLP1’in bir benzeridir. GLP1 algaçları beynin bir çok bölgesinde bulunmaktadır. Bu ilaç, BMI 30 ve üzerindeki obezlerde diyet ve egzersize ek olarak kronik kilo kontrolü için kullanılmak üzere onay almıştır. Obezite için kullanılan dozu diyabet için kullanılandan (Victosa) farklıdır. 0.6 mg ile başlanıp, 3 mg’a ulaşana dek azar azar arttırılmalıdır.

Liraglutide’in onaylanması 4800 obez hastada yapılan 3 klinik çalışmaya dayanmaktadır. 1 yılda % 4.5 kilo kaybı sağlanmıştır. Kontrol grubunda bu % 3.7’dir. Hastaların ortalama % 34’ü en az vücut ağırlıklarının % 5’ini kaybetmiştir.

Phentermine ve Topiramate

Bu iki maddenin kombinasyonu BMI 30 ve üzeri hastalarda kullanılmak üzere Haziran 2012’de FDA tarafından onaylanmıştır. Gebelerde kullanımı kontrendikedir. Topiramate aslında ilk olarak bileşik antiepileptik olarak lisans alan bir ilaçtır. Hastalarda % 5-7’lere varan ciddi kilo kaybı gözlenmiştir. Kilo kaybının derecesi, başlangıç kilo ile paralel olarak artmaktadır. Bu etkinin mekanizması halen araştırılmaktadır. Etkinlik derecesi etkileyici olmakla birlikte, uyku hali, parestezi, hafıza kaybı ve konfüzyon gibi yan etkileri bulunmaktadır.

Qsymia ise topiramate’ın geç salınımlı formunu içermektedir. Ayrıca, bu ilaçtaki topiramate dozu (46-92 mg) epilepsi nöbetlerinde kullanılan (günde 2 kez olmak üzere 200 mg) doza göre oldukça düşüktür.

Kısa Süreli Tedavide Kullanılan İlaçlar

ABD’de 8-12 hafta kullanılmak üzere diethylpropion, phendimetrazine, benzphetamine ve phentermine olmak üzere 4 ajan mevcuttur. Bu ilaçlar BMI 30 ve üzerindeki kişilerde kalori kısıtlamasıyla beraber kullanılmalıdır.

Farklı Endikasyonları Olan İlaçlar

Bambaşka tanılar için kullanılmakta olan bazı ilaçlar, aynı zamanda kilo kaybını tetikledikleri için obezite tedavisinde de kullanılmaktadır. Bu grup seçici seretonin geri alım inhibitörleri gibi (SSRI) bazı antidepresanları içerir. Bu amaçla kullanılan ilaçlar:

Methylphenidate

FDA tarafından obezite tedavisi için onaylanmamıştır, ancak başarılı olduğunu gösteren çeşitli çalışmalar vardır.

Zonisamide

Gadde ve arkadaşları, 60 obez hasta üzerinde bu antiepileptik ilacı kullandıklarında, çok az yan etki profili ile % 6 civarında kilo kaybı sağladıklarını bildirmişlerdir.

Octreotide

Lustig ve arkadaşları hipotalamus kökenli obezitenin bazı alt gruplarında bu ilacın potansiyel faydalarını rapor etmişlerdir.

Davranış Değişikliği Tedavisi

Davranışsal terapi, genel olarak öğrenilebilen ve belli sosyal koşullarda sürdürülebilen davranışsal verilere dayalı bir tedavi stratejisidir. Son yıllarda özellikle yeme bozuklukları için, obezitenin diyetle tedavisine bir destek olarak yaygın kullanım alanı bulmuştur.

Obezitenin gelişmesinde ve devam etmesinde yeme davranışının büyük rolü olduğu bilinmektedir. Kontrolsüz kilo alımının yanında özellikle diyet girişimlerinden olumlu sonuç alamama kişinin yeme davranışını kontrol edememesiyle yakından ilişkilidir.

Obezite tedavisinde yaşam tarzı değişikliği önemli bir yer tuttuğundan bu değişikliği gerçekleştirmede davranış terapisine duyulan ihtiyaç gittikçe artmaktadır. ABD ve Avrupa ülkelerinde birçok merkezde obezite tedavisi psikiyatrist ile işbirliği içinde yürütülmektedir. Ülkemizde de bu konu ile ilgili farkındalık ve girişimlerin arttığı görülmektedir.

Obezite tedavisinde davranışsal terapi 30 yıldan uzun süredir kullanılmaktadır. Başlarda davranış modifikasyonu olarak adlandırılırken, sonraları davranış tedavisi terimi yeğlenmiş, son zamanlarda ise düşünce yapısı, tutum ve duyguları da kapsamak üzere bilişsel (kognitif) davranış terapisi terimi benimsenmiştir.

Bütün bu yaklaşımların ortak noktası sağlıklı yeme alışkanlıkları ve egzersizi de içeren yaşam tarzı değişikliklerinin gerçekleştirilmesidir. Amerikan Sağlık Enstitüsü, yaşam tarzı değişikliğinin obezite tedavisinin tedavisindeki ilk ve en önemli adım olduğunu belirtmiştir.

Yeme davranışı, gıdaların haz verici özellikleri ve açlık hissini azaltmaları ile pekişir. Fazla yemenin yol açacağı fazla kilo gibi negatif etkiler, tat ve tokluğun pozitif etkisine mağlup olurlar. Aynı şekilde, egzersiz de özellikle fazla kilolu ve obez kişiler için yorgunluk ve rahatsızlığa yol açtığından itici gelmektedir. Ancak sebatla devam edilirse zindelik, kilo kaybı ve sağlıkta düzelme gibi olumlu sonuçları görülebilmektedir.

Günlük yaşamda pekiştirme ve güçlendirme gibi temel motivasyon faktörleri insanların giderek daha fazla yemesine, aktivitenin azalmasına ve sonuçta kronik bir sorun olarak obeziteye neden olmaktadır. Bu davranışları güçlendiren çeşitli biyolojik ve çevresel etkenler de vardır. Televizyon seyrederken atıştırmak ve işten sonra egzersiz yerine istirahati yeğlemek gibi..

Obezite için uygulanan davranış terapisi genellikle 10-12 kişiden oluşan gruplar halinde ve haftada 1-2 saatlik oturumlarla, 12-20 hafta boyunca uygulanır. Aralarda destek toplantıları da yapılabilir. Bu tedavi aslında bu davranış değişikliklerini yaşam boyu uygulanabilir hale getirmeyi amaçlamaktadır.

Davranış terapisinin 8 önemli bileşeni vardır

1) Kişinin Kendini Gözlemlemesi

Hastadan yediği gıdaların çeşit, miktar ve zamanlarını kaydetmesi istenir. Kiminle ve nerede yediği, sosyal faktörler, açlık dereceleri ve hisleri net bir şekilde yazılmalıdır. Ayrıca fiziksel aktiviteler de kaydedilmelidir. Çoğu hasta, bu kayıtları ne kadar detaylı tutarlarsa davranış terapisinin o kadar etkili olduğunu gözlemlemiştir.

2) Uyaran Kontrolü

Arkadaşlarla buluşma, televizyonda maç izleme gibi yüksek kalorili gıda ve içecek tüketimini tetikleyen faktörler tespit edilmelidir. Sorunlu davranışlar değiştirilmeli, sağlıklı davranışların yerleştirilmesi için kişiye özel planlar yapılmalıdır.

3) Yeme Davranışının Kontrolü

Lokmalar arasında çatal-kaşığı masaya bırakmak, yutmadan önce iyice çiğnemek, her öğün sadece bir porsiyon hazırlamak, yemeğin ortasında ara vermek, yemekten başka hiçbir şeyle ilgilenmemek ve arada biraz ara vermek gibi basit metodlar denenebilir.

4) Pekiştirme ve Güçlendirme

Aile bireyleri ve arkadaşlardan destek sağlanması, kişisel takibin ödüllendirme sistemi üzerine kurulması, davranışsal değişimlerin ödüllendirilmesi, ödüllerin sadece para, giysi veya sosyal aktivite şeklinde seçilmesi, yiyeceğin ödül olmaktan çıkarılması gibi metodlar denenebilir.

5) Bilişsel Yeniden Yapılandırma

Hastanın kilo verme sürecini negatif etkileyen fikirlerine karşı yenileri geliştirilmelidir. Örneğin kilo vermenin uzun sürdüğünü düşünüyorsa, sonuçta kilo vermekte olduğu ve bunu daha iyi öğrendiği, olayı genlere bağlıyorsa, bunun bir bahane olmadığı, programlı olarak çaba gösterirse bunun bir engel yaratmayacağı gibi..

6) Sağlıklı Beslenme Eğitimi

Bu eğitim yaşam boyu sürdürülebilir bir beslenme tarzı kazandırmayı amaçlamalıdır. Diyet adıyla sunulan kısıtlamalar birçok hastayı bezdirmiştir. Diyet yerine yeni bir beslenme alışkanlığının kazandırılması hedeflenmelidir.

7) Fiziksel Aktivitenin Arttırılması

Pedometre gibi basit cihazlarla fiziksel aktivitenin ölçümlenmesi ve giderek arttırılması amaçlanmalıdır. Fizik aktivitedeki ılımlı artışlar bile programa uyumu arttıracaktır.

8) Davranış Sözleşmesi

Gerçekçi hedefler belirlenmeli, sözleşme kilo kaybı değil, davranış değişikliği üzerine kurgulanmalıdır.

Son olarak, obezitenin kronik bir hastalık olduğu bilinerek, kurgulanacak bütün tedaviler bu eksende ilerlemelidir. Kısa vadeli geçici başarılar yerine sürdürülebilir davranış değişiklikleri hedeflenmelidir.

Yazar: Op Dr Murat Üstün

Dr. Murat Üstün, İstanbul Bariatric Center'ın (IBC) kurucusu ve Türkiye'nin en yetkin obezite cerrahisi uzmanlarındandır. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olduktan sonra Ankara Eğitim Araştırma Hastanesi'nde uzmanlığını yapmış, 100'ün üzerinde obezite cerrahisi ile ilgili ulusal ve uluslararası kongrede yer almıştır. Murat Üstün ve İstanbul Bariatric Center ekibi, gastrik bypass, tüp mide ameliyatı, mide balonu ve duodenal switch ile biliopankreatik derivasyon dahil olmak üzere çeşitli tıbbi prosedürler uygulamaktadır. Farklı şekilde gerçekleştirilen bu işlemlerin tümü, vücudun besin emilimini azaltmaksızın, midenin aldığı gıdaları sınırlayarak hastanın kilo vermesine yardımcı olur. Ameliyatlar Joint Commission International (JCI) onaylı bir hastanede gerçekleştirilir. Murat Üstün, tüm kadrosu ile birlikte ana hedef olan hastanın sağlığına ve güvenliğine büyük önem vermekte ve bunun, mükemmellik denkleminin bir parçası olduğuna inanmaktadır.

Tüm Yazıları →