Obezite Cerrahi Sonrası Tat ve Koku Algısı Değişimi

Yayın Tarihi: 07/09/2020

Obezite cerrahisi sonrası tat ve koku algısı değişimi obezite ameliyatı olan kişilerde gözlemlenen bir durumdur. 

Obezite hastalarının kilo problemlerinin sebeplerinden biri de yanlış beslenme alışkanlıklarına sahip olmalarıdır. Yiyecek seçimlerinde, yeme alışkanlıklarımızın oluşmasında ki en büyük rol, o yiyeceğin tadı, kokusu ve dokusuna karşı verilen duyusal cevaplardır. 

Yanlış beslenme alışkanlıklarının nedenlerinden bazıları, kişinin günlük hayatta yaşamış olduğu sıkıntı ve stres anında yemeğe kendini vererek düşüncelerinden kaçma yöntemi olarak düşünmesi ya da yemek yemekten büyük haz duyup asla karşı gelememesinden kaynaklanır. Güzel bir yemek kokusu herkesi aç olmasa bile yeme arzusunun içine çeker. Bazıları bu arzuyu baskılarken, bazıları da karşı koymakta oldukça zorlanır. Dışardan bu duruma bakıldığında bunu “iradesizlik” adı altında anan insanlar olsa da durum göründüğünden çok daha fazlasıdır.  Hormonlar, sinirler, reseptörler, gibi gastrointestinal sistemi etkileyen bir çok durum söz konusudur. Koku ve tat duyularının aslında nasıl oluştuğuna ve de beyinde nasıl işleniyor olduğuna yani fizyoloji ve nörogastroenteroloji alanlarına giren detayların incelenmesi gerekir.

Kısacası beslenme alışkanlıklarnda ve obezite gelişimine etki sağlayan olaylar; tat ve koku duyuları, bu duyulardan etkilenen hormonel salınımlar, verilen duyusal yanıtlar ve hatta bu duyulara beslenen insani duygulardır. 

Yapılan araştırmalar, obezite cerrahisi sonrası hastaların %97’sinin koku, tat veya yiyecek tercihlerinden birinin değiştiğini göstermektedir. Obezite cerrahisi sonrası tat, koku ve yemeklere karşı oluşan hassasiyet herkes tarafından bilinmektedir. 

Obezite cerrahi sonrası dönemde tat ve koku duyarlılığında oluşan hassasiyetler konusunda araştırmalar artmaktadır. 188 hastanın verilerine bakılarak yapılan çalışmaya göre obezite cerrahi sonrası beraberinde tad, koku ve iştah konularında değişiklikler getirir. Obezite ameliyatı geçirmiş 103 hastaya ait olan bilgiler hakkında araştırma yapan Leicester Üniversite Hastaneleri, bu hastaların %73’ünün yemeklerin tadında, neredeyse %50’nin ise kokularda değişiklik olduğunu belirtmiştir. Tad değişiklikleri yaşayan hastaların en çok bildirdiği tadlar genellikle tatlı yiyecekler, ekşi yiyecekler ve de fast food besinlerine karşı olduğunu söylemektedir. Obezite cerrahi sonrası dönemde hastalar aynı zamanda tatlı yiyeceklerin ruh halini değiştirme gücünü yok denecek kadar azalttığını belirtir. Bu sayede duygusal yeme eğilimine yatkın olan hastalarda böyle bir eğilim daha görülmez ve de kişinin yeme bozukluğu hastalığı azalır. 

Obezite cerrahi sonrası tat ve koku değişiminin nedeni çoğu zaman değişen bağırsak hormonel salınımlarının, sinir sistemine olan etkisi olarak düşünülmektedir. Merkezi sinir sistemi, gastrointestinal sistem ve beyin arasındaki tokluk, açlık ve arzu gibi mesajların iletiminden sorumludur. Bu tarz mesajları taşıyan sinirler, obezite cerrahisi ile midenin bir parçası çıkarıldığında etkilenmektedir. Bu çıkarılan parça, en çok Ghrelin hormonunun üretimini etkiler. Bir diğer adı açlık hormonu olan ghrelin hormonu salgılandığı zaman sinir uçları beyne “Açım” komutunu iletir. Ghrelin hormonu aynı zamanda tat hücreleri ve koku duyularında da olduğundan ötürü, beyne iletilen mesaj azaldıkça dolaylı yoldan tat ve koku duyularında da azalma görülmektedir.

Ghrelin hormonun reseptörlerinin içinde tuzlu ve ekşi tat duyarlılığında azalmaya etki ettiği söylenir. Obezite cerrahisi geçirmiş hastalar ile çokça anketler yapılmış ve bu anketler değerlendirilmiştir. Değerlendirilen bu anketler, farelerde kanıtlanan araştırmaların insanlar içinde geçerliliğini destekler niteliktedir.
Obezite cerrahi sonrası tat ve koku algısında görülen bu azalma, dışarıdan bakıldığı zaman bir eksiklik veya işlevsizlik gibi olumsuz bir durum olarak görünse de aslında obezite cerrahi sonrası dönemde hastaların kilo vermelerini, sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanmalarını ve en önemlisi sağlıklı bir şekilde kilo verildikten sonra bu kilonun korunmasını rahatlıkla sağlayabilmelerini sağlar. Bu yüzden bu algı değişikliğinin olumlu etkileri oldukça fazladır. Özellikle yeme bozukluğu olan hastalarda, tıkınırmışçasına yemek yeme ihtiyacını, duygusal ve stresli bir anda çareyi yemekte bulup gözleri kararırmışçasına yemek yeme durumunu azaltır. Zorlanmadan bu hastalar artık yemeklerden, yiyeceklerden uzak durur ve daha fazla bu gıdalara karşı herhangi bir istek duymaz. Araştırmalar ve anketler sonucu obezite cerrahi sonrası tat ve koku kaybı yaşayan hastaların daha çabuk ve kolay kilo verdiği ve yeniden kilo almadığı gözlemlenmiştir. 

Gelecekteki araştırmalar, bu tarz duyu kayıplarının nedeninin bağırsak hormonlarının duyu değişimlerindeki rolünü kanıtlar ise, bu sonuç obezite cerrahi dışı tedavilerinde de uygulanabilir kılacaktır. 

Yazar: Op Dr Murat Üstün

Dr. Murat Üstün, İstanbul Bariatric Center'ın (IBC) kurucusu ve Türkiye'nin en yetkin obezite cerrahisi uzmanlarındandır. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olduktan sonra Ankara Eğitim Araştırma Hastanesi'nde uzmanlığını yapmış, 100'ün üzerinde obezite cerrahisi ile ilgili ulusal ve uluslararası kongrede yer almıştır. Murat Üstün ve İstanbul Bariatric Center ekibi, gastrik bypass, tüp mide ameliyatı, mide balonu ve duodenal switch ile biliopankreatik derivasyon dahil olmak üzere çeşitli tıbbi prosedürler uygulamaktadır. Farklı şekilde gerçekleştirilen bu işlemler midenin aldığı gıdaları sınırlayarak hastanın kilo vermesine yardımcı olur. Ameliyatlar Joint Commission International (JCI) onaylı bir hastanede gerçekleştirilir. Murat Üstün, tüm kadrosu ile birlikte ana hedef olan hastanın sağlığına ve güvenliğine büyük önem vermekte ve bunun, mükemmellik denkleminin bir parçası olduğuna inanmaktadır.

Tüm Yazıları →

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir