Corona Sonrası Normal Hayata Nasıl Döneceğiz?

Yayın Tarihi: 21/05/2020

“Corona sonrası normal hayata nasıl döneceğiz?” Bugünlerde herkesin aklındaki en önemli soru bu sanırım. Bu sorunun yanıtı çok net, dönmeyeceğiz! Dünya Sağlık Örgütü’nün yeniden açılma dönemine dair uyarılarında ilk sırada, ‘bulaşıcılığın kontrol altına alındığına dair kanıtınız olsun’ deniyor. O nedenle normalleşme değil “yeniden açılma” daha doğru bir kavram. Vaka sayılarında düşüşle birlikte önlemlere dikkat edildiği takdirde hastaneye gitme konusunda çekinmeye, ertelemeye ve ötelemeye gerek yok. COVID 19 pandemisi sonrası yeni dünyada risk altındakilerin korunması, uzaktan eğitim, evden çalışma, teletıp uygulamaları, online konferanslar ve bilimsel işbirlikleri gibi bir çok alanda kendimizi geliştirmemiz gerekecek.

Tarihçilere göre pandemiler tipik olarak iki şekilde sona eriyor. Birincisi medikal, yani hastalığın sıklığı ve ölüm oranlarının düşmesi. Diğeri ise sosyal, yani hastalıktan kaynaklanan korku salgınının sönmesi.

Corona Sonrası Normal Hayata Nasıl Döneceğiz? 1

Önlemlerin Hafifletilmesi Bilimsel Olarak Doğru mu?

İnsanlar “bu ne zaman bitecek?” diye sorduklarında, aslında sosyal olarak ne zaman biteceğini soruyorlar. Başka bir deyişle, pandeminin sonlanması hastalık alt edildiği için değil, fakat insanlar panik modundan yoruldukları ve hastalıkla yaşamayı öğrendiklerinde olacak.

Bu nedenle son günlerde özellikle ekonomik gerekçelerle önlemlerin hafifletilmesi, tıp ya da halk sağlığı uzmanlarında çok belirgin tedirginliklere ve soru işaretlerine neden olsa da, sosyopolitik amaçlara uygun görünüyor.

Aslında bir salgının korku ve panik dalgası yaratması için milyonlarca ölüme yol açması bile gerekmiyor. Hatırlarsanız 2014’de Batı Afrika’da çıkan Ebola salgını sadece 11000 kişinin ölümüne yol açmıştı. Ancak oluşan panik dalgası çok daha büyük etki gücüne sahipti. Aynı zamanda hem korku, hem de cehaletle savaşmaya hazırlıklı olmazsak bu süreçte çok sayıda insan zarar görebilir.

Salgınlar Tarihinin Lideri: Kara Veba

Tarihteki en büyük salgınlardan biri olan Kara Veba, ki farelerin taşıdığı pirelerce taşınan Yersinia pestis bakterisi tarafından oluşturuln bir hastalıktır, aslında hiçbir zaman ortadan kalkmadı. Veba ilki 6. Yüzyılda, ikincisi 14. Yüzyılda ve sonuncusu 19. Yüzyılın sonlarında olmak üzere 3 büyük dalga halinde geldi. Ortaçağdaki salgın sadece 4 yılda Avrupa nüfusunun üçte birinin hayatına maloldu. 1885’deki salgında ise sadece Hindistan’da 12 milyon kişi öldü.

Vebanın nasıl ortadan kalktığı ise net değil. Bazı araştırmacılar soğuk havanın taşıyıcı pireleri öldürdüğünü, diğerleri ise bakterinin daha az öldürücü olacak şekilde dönüşüm geçirdiğini söylüyor. Gerçekte ise veba hiç yokolmadı. Halen endemik olarak ABD’de sosyoekonomik seviyesi düşük bölgelerde görülüyor. Ancak bu vakalar nadir ve antibiyotikle kolayca tedavi ediliyor.

Tıbbi olarak yokedilebilen salgın etkenlerine ise çiçek hastalığı örnek verilebilir. Fakat bu bir çok yönden istisnadır. Bir kere etkili bir aşısı vardır ve ömür boyu bağışıklık sağlar. İkincisi virüsün başka bir konağı yoktur, yani hastalığın insanlarda kökü kazındığında bu total eliminasyonu sağlar. Son olarak da hastalığın belirtileri son derece barizdir, bu da temasın engellenmesi ve etkili karantinaya imkan sağlar. Tamamen yokedilene kadar 3000 yıl boyunca çiçek dünya üzerinde sayısız salgına yol açmıştır. Çiçek hastalığı taşıyan son kişi Somali’de 1992’de iyileşmiştir ve 2013’de sıtmadan ölmüştür.

Grip Salgınlarını Unuttuk mu?

1918’deki grip salgınının 50-100 milyon kişinin ölümüne yol açtığı düşünülüyor. Tüm dünyayı kasıp kavuran virüs, sonunda daha iyi huylu bir gribe dönüşerek etkisini azalttı. 1. Dünya savaşı bittiğinde taze bir başlangıç yapma düşüncesiyle 1918 grip salgını medikalden önce sosyal olarak bitmiş oldu.

Peki Corona Nasıl Bitecek?

Tarihi bilgiler ışığında bir olasılık Corona virüs salgınının tıbbi olarak bitmeden önce sosyal olarak bitmesi. İnsanlar kısıtlamalardan öylesine bıkacaklar ki, virüs toplumu etkilemeye devam ettiği halde ve etkili bir aşı da bulunmamışken, pandeminin bittiği ilan edilecek.

Bu senaryo halihazırda gerçekleşiyor gibi görünüyor. Kısıtlamaların etkisi ekonomiyi çatırdattıkça “yeter” diyerek kısıtlamaların kaldırılmasını isteyen sesler yükseliyor. Açıkça belli ki, Covid19 virusune karşı ani bir zafere çok uzağız. Bu süreçte İngiliz para biriminin değer kaybını önlemek için Oxford üniversitesinin aşıyı bulduğu, ürettiği, her an hazır olduğu haberlerinin sürekli servis edilmesi, olayın sağlık boyutunun çok ötesinde bir zorlama olduğunu gösteriyor. Sosyal olarak bittiği ilan edilse de, belli ki salgının tıbbi olarak bittiğini söyleyebilmek çok uzun ve zor bir süreç olacak.

Corona sonrası cerrahi

Corona Sonrasında Cerrahi Pratiklere Dönüş

Bugünlerde dünyanın önde gelen tüm cerrahi meslek örgütleri ve sağlık otoriteleri sürekli olarak video konferanslar düzenliyor ve yeni duruma adapte olmanın temel protokollerini oluşturmaya çalışıyorlar. Başlangıçta, acil cerrahi işlemler dışında tüm ameliyatlar askıya alınmıştı. Ancak özellikle İngiltere kaynaklı çalışmalar obezitenin Covid enfeksiyonunda ölüm oranlarının yükselmesinde en önemli faktörlerden biri olduğunu gösterdi. Bunun üzerine şu anda belli önlemler alınarak ve triyaj dediğimiz hasta önceliklendirmesi yapılarak bariatrik ve metabolik ameliyatlara yeniden başlanması gündemde…

Covid Sonrası Ameliyatlarla İlgili Temel Kurallar

En temel kural Covid tanılı veya şüpheli hiçbir hastanın ameliyat edilmemesi. Cerrah ve ameliyathane personeli kendilerini ve hastayı korumak için gerekli tüm koruyucu tedbirleri almalı. Hastaların hastaneye girmesi ve çıkması mümkün olduğunca hızlı şekilde gerçekleştirilmeli. Hastaların olası riskler konusunda bilgilendirilmesi çok önemli.

Önemli konulardan biri de PCR testlerinin ne zaman ve nasıl yapılacağı. Ki bu testler, üretim yerine göre % 10 ila 50 arasında yanlış negatif sonuç riski taşıyor. Yani hasta enfekte olsa bile sonucun temiz çıkma şansı var. Genel görüş, ameliyattan 24-48 saat önce PCR testi yapılması, ondan sonra da hastanın 2 gün ev karantinasında olması yönünde. Ameliyattan 1 hafta önce video konsültasyon yapılması, özellikle Covid-19’a özgü belirtilerin sorgulanması öneriliyor.

İdeal cerrahi senaryosunda, her hasta Covid (+) kabul ediliyor. Negatif basınçlı ameliyathane odaları, ameliyatlar arasında 12 siklus beklenmesi, böylece havanın tam olarak temizlenmesi gerekliliği, full kişisel koruyucu ekipman kullanımı ve her vakadan sonra ameliyathanede derin temizlik yapılması zorunluluklar arasında.

covid-19 ameliyat

Laparoskopik Cerrahi mi Açık Cerrahi mi?

Başlangıçta aerosol üreten her türlü işlemden, endoskopi ve laparoskopiden kaçınılması gerektiği görüşü ağır basmaktaydı. Ancak yine tarihe bakacak olursak, 1990’lardaki AIDS paniği sırasında ve henüz emekleme aşamasındayken bile laparoskopik cerrahinin tercih edilmesi gerektiğini gösteren bir çok yayına rastlıyoruz. 

Keza Covid-19 pandemisi sırasında da Journal of Gastroenterology dergisinde yayınlanan en yeni çalışmalardan birinde, hem virüsün ameliyat sırasında bulaşabildiğini, hem de virus bulaşımı açısından açık veya laparoskopik cerrahi arasında fark olduğunu gösteren yeterli çalışma bulunmadığı bildiriliyor. Buna karşın, aerosol partiküllerine en az maruz kalma için duman emici özel aparatların kullanılması ve enerji cihazlarının kullanımının en aza indirilmesi ve batın içi basıncının düşük tutulması da öneriliyor. Ancak laparoskopik ve robotik cerrahinin kısıtlanmasıyla ilgili herhangi bir bilimsel konsensus bulunmuyor.

Özetleyecek olursak, Covid-19 kalmak üzere gelmiştir ve bizim onunla nasıl yaşayacağımızı öğrenmemiz gerekiyor. Henüz hastalık hakkında yeterli bilgimiz yok, çok yeni ve değişiyor. O nedenle virüsle başetmeyi öğrenmemiz şart. Covid-19 sonrası karantina ve izolasyon süreci planlı obezite ve metabolizma cerrahisi ameliyatlarını sekteye uğrattı. Bu da hem kilo, hem de yandaş hastalıkların ağırlaşmasına yol açtı. Covid-19 herkesi etkileyebilecek bir pandemi. Obezite ise hem kendisi de bir pandemi, hem de Covid 19 hastalarında ölüm riskini arttırdığı kanıtlanmış bir durum. Bu hastaların cerrahi olarak tedavisi orta vadede bağışıklık sistemlerini güçlendirecek ve normal populasyona eşit Covid riskine maruz kalmalarını sağlayacaktır. O nedenle, uygun şartlar altında obezite ve şeker hastalığından kurtulmak üzere planlı cerrahilere başlamamız kanser tedavisi gibi zorunlu.

Sağlık Bakanlığı’nca yayınlanan ve 20 Mayıs itibarıyla yurtdışı hastaların ameliyat edilebileceği hastanelerin sahip olması gereken koşulları belirleyen genelgeye göre:

·  Bünyesinde Bilgisayarlı Tomografi (BT) ve Manyetik Rezonans (MR) olmalıdır.

·  Ruhsatında ve faaliyet izin belgesinde; göğüs hastalıkları, iç hastalıkları, çocuk sağlığı ve hastalıkları, enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji branşları yer almalıdır.

·  Üçüncü basamak erişkin yoğun bakım ünitesi olmalıdır.

·  Hastanenin müstakil bir katı veya koridor ve diğer alanlarından başka hasta veya refakatçisinin temas etmeyeceği şekilde müstakil bir servis ayrılmalıdır.

Bu koşulları gözönünde bulundurduğumuzda, hastaların Covid sonrasında ameliyat olacakları hastaneleri seçerken gerekli donanıma ve kalite standartlarına sahip hastaneleri tercih etmeleri yaşamsal öneme sahiptir. Aslına bakılacak olursa, obezite ve metabolizma cerrahisi için, özellikle “3. Basamak yoğun bakım şartı” uzun süre önce getirilmişti. Ancak sektörde bu şartları yerine getirmeyen bir çok küçük klinik ve hastanede obezite cerrahisi yapılmasına engel olunamamıştı.

Tüm dünyanın pandemi ile sarsılıp sonrasında pandemi birlikte yaşamaya alışmaya çalışacağı daha tedbirli bir hayat döngüsüne girdiği günlerdeyiz. Bu dönemde sağlık sorunlarımızı ötelemeden, aksine herhangi bir enfeksiyona karşı olabileceğimiz en iyi sağlık durumunda hazırlıklı olmak için, genel sağlığımızı çok daha fazla önemseyerek en profesyonel hekim ve sadece tam donanımlı hastanelerde tedavi olma şartı öne çıkacaktır.

Memorial Obezite Merkezi

Obezite ve metabolik cerrahi ameliyatlarını Türkiye’de ilk başlatan ekiplerden olan İstanbul Bariatric Center bünyesinde ameliyatlarımızı Şişli Memorial Hastanesinde yapıyoruz.

Pandemi nedeni ile İstanbul Bariatric Center Hasta Tedavi Protokolü aşağıda sırasıyla bildirilmiştir.

-Ameliyat tarihinize 15 gün kala her gün size göndereceğimiz  günlük durum bildirme formunu her gün doldurmalısınız. Bunu elle yapabileceğiniz gibi, Sesli Sağlık Asistanımız Albert Uygulaması üzerinden de gönderebilirsiniz.

-Ameliyat hazırlıkları için geldiğinizde hastanemizde Covid 19 testi ve yanısıra kapsamlı checkuptan geçirileceksiniz.

-Checkup sonrası İstanbul’daysanız evinize, şehir ya da yurtdışından geliyorsanız tekrar otelinize gitmelisiniz. Ameliyatınız 2 gün sonra, checkuplarda herhangi bir engel çıkmaması şartı ile yapılacaktır.

-Hastanede 2 gece sadece 1 refakatçiniz ve siz kalabileceksiniz.

-Hastaneden taburcu olduktan sonra tekrar otelinize dönebileceksiniz.

-Otelde 2 gece konakladıktan sonra şehrinize ya da ülkenize dönebilirsiniz.

-Hastanemizin Bakanlıkça düzenlenmiş Uluslararası Sağlık Turizmi Yetki Belgesi bulunmaktadır. Ayrıca Sağlık Bakanlığı onaylı 9 Obezite ve Metabolizma Cerrahisi merkezinden biridir.

-Hastanemizde  Bilgisayarlı Tomografi (BT) ve Manyetik Rezonans (MR) bulunmaktadır.

-Hastanemiz ruhsatında  ve faaliyet izin belgesinde; göğüs hastalıkları, iç hastalıkları, çocuk sağlığı ve hastalıkları, enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji branşları bulunmaktadır.

-Hastanemizde Üçüncü Basamak erişkin yoğun bakım ünitesi bulunmaktadır. Aslında bu Covid öncesinde Sağlık Bakanlığı’nın obezite cerrahisi için de zorunlu saydığı kriterlerden biridir.

-Hastanenimizin müstakil bir katı veya koridor ve diğer alanlarından başka hasta veya

refakatçisinin temas etmeyeceği şekilde müstakil bir servisi obezite cerrahisi hastalarımız  için ayrılmıştır.

– Ameliyathanemiz pandemi dönemine özel tüm tedbirlerle düzenlenmiştir, Sağlık Bakanlığı protokolleri ve bilimsel şartnamelerdeki tüm sterilizasyon, kişisel korunma ve pandemi prosedürleri uygulanmaktadır.

Yazar: Op Dr Murat Üstün

Dr. Murat Üstün, İstanbul Bariatric Center'ın (IBC) kurucusu ve Türkiye'nin en yetkin obezite cerrahisi uzmanlarındandır. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olduktan sonra Ankara Eğitim Araştırma Hastanesi'nde uzmanlığını yapmış, 100'ün üzerinde obezite cerrahisi ile ilgili ulusal ve uluslararası kongrede yer almıştır. Murat Üstün ve İstanbul Bariatric Center ekibi, gastrik bypass, tüp mide ameliyatı, mide balonu ve duodenal switch ile biliopankreatik derivasyon dahil olmak üzere çeşitli tıbbi prosedürler uygulamaktadır. Farklı şekilde gerçekleştirilen bu işlemler midenin aldığı gıdaları sınırlayarak hastanın kilo vermesine yardımcı olur. Ameliyatlar Joint Commission International (JCI) onaylı bir hastanede gerçekleştirilir. Murat Üstün, tüm kadrosu ile birlikte ana hedef olan hastanın sağlığına ve güvenliğine büyük önem vermekte ve bunun, mükemmellik denkleminin bir parçası olduğuna inanmaktadır.

Tüm Yazıları →

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir