Bariatrik Cerrahi Sonrası Kaçak Komplikasyonu Olduğunda Beslenme

Yayın Tarihi: 31/12/2016

Obezite ameliyatı sırasında midenizde veya yapıldıysa anastomoz hattında kaçak olması halinde komplikasyonsuz bir ameliyat geçiren hastaya göre daha hassasiyetle takip edilmesi gereken bir tedavi sürecine girilmesi gerekmektedir. Tüm bu süreç boyunca hasta ; hem büyük umutlarla yola çıktığı bu yolculuğun sekteye uğraması sebebiyle hem de yanlış bir şey yaparsam daha büyük bir rahatsızlık oluşmasına neden olur muyum düşüncesi ile gergin ve stresli olacaktır.

Bir komplikasyon durumunda tıbbi olarak aşama aşama izlenecek tedavi sürecine hekiminiz tarafından karar verilecektir.Diyetisyeniniz ve- veya danışmanınız ise doktorunuzun da yönlendirmesi ile beslenme ve yaşam tarzınızı iyileşme sürecini en hızlı ve sorunsuz atlatmanız için size destek olacaklardır.

Bir komplikasyonla karşılaştığınızda ilk yapmanız gereken ; hekiminizin – ameliyat olduğunuz merkezin komplikasyon cerrahisi konusunda uzman bir ileri cerrahi merkezi olup olmadığına bilirkişilere danışarak karar vermek ve bundan sonraki tedavi sürecinizi bu dönemi en iyi şekilde yönetecek bir merkezde olduğunuza inanarak yolunuza devam etmektir.

Obezite Cerrahine Bağlı Kaçakların Tedavisi

Obezite cerrahisinin en korkulan ve en ciddi komplikasyonlarından biri kaçaktır (leak). Kaçak, tüp mide gibi midenin bir kısmının staplerle (otomatik bir tür zımba cihazı)kesilip çıkarıldığı veya bypass gibi mide ile barsak arasında yeni bir geçişin oluşturulduğu ameliyatlarda bu stapler hattından sızıntı olması durumudur. Sızıntı olduğunda mide ya da barsak içeriğinin batın içine kaçması batın içi enfeksiyona yol açar. Bu enfeksiyon tedavisiz kalacak olursa batın içi abse, yaygın peritonit (karın zarı iltihabı) ve sepsis (bakterilerin kana karışması) ile ölüme kadar gidebilen ağır bir seyir izleyebilir.

Obezite ameliyatlarında ortalama olarak % 2-3 oranında kaçak riski vardır. Stapler denilen şeyler titanyumdan üretilmiş çok ince zımbalardır. İyileşme tamamlanana kadar dokuya destek olmak amacıyla konurlar. Kimi zaman teknik nedenlerle (dışarıdan normal görünen staplerin olması gereken ve dokuyu bir arada tutan formasyonunun hatalı olması), kimi zaman da dokunun beslenmesinde sorun olması yüzünden kaçak meydana gelebilir.

Kaçak riskini arttıran faktörler hastanın yandaş hastalıkları (özellikle diyabet), mide fıtığı, kronik reflü gibi ek hastalıklar, daha önce geçirilmiş batın içi ameliyatlar (özellikle mide civarında), mide bandı, mide katlama gibi geçirilmiş obezite ameliyatları, cerrah ve ekibin deneyimsizliği, yüksek BMI değerleri, erkek hasta, doku kalınlığına göre hatalı stapler seçimi ve hastanın ameliyat sonrası beslenme kurallarını ihlalleridir (ani ve yüksek hacimde gıda tüketme gibi..).

Obezite Cerrahisi Sonrası Kaçak

Kaçakların çoğu hastanede yatıldığı sırada saptanır. Çok daha az olmak üzere ilk 10 gün içerisinde, çok nadiren de daha geç dönemde kaçaklar gelişebilir. Literatürde 6. ayda gelişen kaçak vakası bildirilmiştir. Kaçakta en önemli konu, hastanın yakın takibi ve kaçak bulgularının atlanmaması, yani kaçağın zamanında yakalanmasıdır. Normalde batın içinde gelişen enfeksiyonlarda periton hassasiyeti denilen bir durum gelişir. Bariatrik cerrahi hakkında bilgisi olmayan bir genel cerrah veya acil hekimi, batın içi enfeksiyondan bu bulguyla şüphelenir. Ancak, morbid obez hastaların pek çok parametreleri gibi, bu bulgu da normalden farklıdır. Ciltaltı ve karın içi yağ dokusunun kalınlığından dolayı çoğu zaman batın içinde çok ciddi enfeksiyon olsa da periton hassasiyeti gelişmeyebilir.

Kaçakta hemen hemen ilk ortaya çıkan ve en değerli bulgu taşikardi, yani kalp atım hızının artmasıdır. Kanama veya sıvı kaybı gibi bir durum olmadan gelişen taşikardide kaçak ısrarla araştırılmalıdır. Onun dışında karın ağrısı, sol omuza vuran ağrı, ateş, halsizlik, genel durum bozukluğu, solunum zorluğu da dikkat çekebilir. Kan değerlerine bakılırsa lökosit sayılarının, CRP ve sedimentasyon gibi iltihap göstergelerinin yükseldiği görülebilir. Yapılan batın ultrasonu genelde ameliyat sonrasında mide civarı veya dalak lojunda bir miktar sıvı birikimi olabileceğinden ayırıcı tanıda değerli değildir. Bazen tek belirti solunum güçlüğü ve çekilen filmlerde saptanan sol akciğerde sıvı birikmesidir. Bu durumun zatürre gibi değerlendirilmesi ve asıl etkenin atlanarak, müdahalenin geciktirilmesi yaşam kaybına bile neden olabilir.

Kaçak tespitinde kullanılan yöntemlerden ilki ameliyat esnasında uygulanan ve cerrahın tercihine göre ya batına serum verip, mideyi havayla şişirerek yapılan air leak test, veya metilen mavisi katılmış serumla yapılan kaçak testidir. Ameliyattaki kaçak testinde sorun saptanmasa da, sonraki günlerde kaçak gelişebilir. Genel olarak obezite cerrahlarının çoğu, ameliyatın 1 veya 2. gününde radyolojik olarak bir kaçak testi daha yapmayı tercih ederler. Bu testin de çok spesifik olmadığı ve bu testte görülmese de kaçak olabileceğini bildiren yayınlra nedeniyle kimi cerrahlar bu testi rutin olarak yapmazlar. Bazı otörler de, sadece şüphelenilen vakalarda yapılmasını önerirler.

Kaçak tedavisinde kullanılabilecek bir çok metod vardır. Bunun seçimi ise kaçağın saptanma süresi, yeri, ağırlığı, hastanın genel durumu, batın içindeki birikimin miktarı gibi bir çok faktör değerlendirilerek yapılır. Bu tedavi sadece ağıdan beslenmenin kesilmesi ve antibiotik tedavisinden başlayıp, radyolojik olarak birikimin boşaltılması (perkütan drenaj), ağız yoluyla endoskopik olarak stend yerleştirilerek kaçak bölgesinin izole edilmesi ve iyileşmeye bırakılması, damar yolu ile besleme, ikinci bir laparoskopi ile batının yıkanıp temizlenmesi ve dren konulması, endoskopik kliple fistül ağzının kapatılmaya çalışılması, fibrin enjeksiyonu gibi bir çok girişimi içerir.

Kaçak tedavisinin başarısında en önemli faktörler kaçağın erken saptanması, hastanın genel durumu, kaçağın yeri, bariatrik cerrahın kaçak tedavisinde uygulanacak tüm metodlara hakim ve ileri laparoskopik ve endoskopik becerileri olan bir cerrah olması ya da, merkezin bu işlemlerin tümünün uygulanabileceği bir merkez olmasıdır. Yapılabilecek en büyük hata ise, basamaklı tedavi ilkesi çiğnenerek, adeta paniklenerek hastanın açık cerrahiyle tedavi edilmeye çalışılmasıdır. Morbid obez hastalarda açık cerrahinin mortalite ve morbiditesi çok daha yüksek olduğu gibi, açık ameliyatla yemek borusuna yakın seviyede bir kaçağa erişmek de laparoskopiden çok daha zordur.

Obezite ameliyatı sırasında veya sonrasında kaçak saptanması halinde komplikasyonsuz bir ameliyat geçiren hastaya göre daha hassasiyetle takip edilmesi gereken bir tedavi sürecine girilmesi gerekmektedir. Tüm bu süreç boyunca hasta ; hem büyük umutlarla yola çıktığı bu yolculuğun sekteye uğraması sebebiyle, hem de yanlış bir şey yaparsam daha büyük bir rahatsızlık oluşmasına neden olur muyum düşüncesi ile gergin ve stresli olacaktır.

Bir komplikasyon durumunda tıbbi olarak aşama aşama izlenecek tedavi sürecine cerrahınız tarafından karar verilecektir. Kaçak komplikasyonu yönetimi güç ve tedavisi uzun zaman alabilen, zaman zaman hastayı bezdiren bir süreçtir. Bu süreçte cerrahın yönlendirmesi ile tüm bariatrik ekip beslenme ve yaşam tarzınızı iyileşme sürecine katkısı olacak şekilde sürdürmeniz için gereken desteği verecek, bu durumu en hızlı ve sorunsuz atlatmanız için yanınızda olacaktır.

Hastaneden taburcu olduktan sonraki ilk 10-15 günlük dönemde hastaya düşen en önemli görev, normalden farklı herhangi bir belirtide mutlaka bariatrik ekibe ulaşarak danışmaktır. Bulguların değerlendirmesi tıbbi olarak ileri tetkik veya müdahaleyi gerektiriyorsa mutlaka en kısa zamanda deneyimli bir bariatrik cerrahi ekibine ulaşılmalıdır. Unutmayınız; obezite cerrahisi kendine özgü pek çok farklı özellikleri olan bir cerrahi türüdür. Başvurduğunuz herhangi bir tıp merkezi veya hastanedeki herhangi bir acil hekimi veya genel cerrahın tüm bu detaylara hakim olmasını, özellikle komplikasyon yönetiminde bilgili olmasını beklememelisiniz.

Bir komplikasyon tanısı kesinleştiğinde ilk yapmanız gereken ; hekiminizin ya da ameliyat olduğunuz merkezin komplikasyon cerrahisi konusundaki deneyimini öğrenmektir. Bu konuda uzman bir ileri cerrahi merkezi olup olmadığına gerekirse  bu konuda deneyimli kişilere danışarak karar vermek ve bundan sonraki tedavi sürecinizi bu dönemi en iyi şekilde yönetecek bir merkezde olduğunuza inanarak yolunuza devam etmektir. Bariatrik cerrahide komplikasyon riskleri merkezin deneyimiyle orantılı olarak azaldığı gibi, komplikasyonların başarılı tedavisi de deneyimle mümkün olmaktadır.

Kaçak sonrası beslenme nasıl olmalıdır?

Ameliyattan hemen sonra erken dönemde kaçağınız olduğu tespit edilir ve ikinci bir ameliyatla kaçağın onarımı veya ameliyat türünüzün değişimi söz konusu olursa , beslenme planlamanızı ikinci ameliyattan sonra hastaneden taburcu olduğunuz ilk günü beslenmede birinci gününüz varsayarak tıpkı birinci ameliyatınız itibariyle yaptığınız gibi berrak sıvılarla başlayıp aşama aşama gıdalarınızı koyulaştırmalısınız. İlk ameliyatınızın fiziki ve psikolojik tüm kötü etkilerini unutmaya çalışmalı bu talihsiz tecrübenin zayıflamanız ve sağlığınıza kavuşmanın vereceği sevinç ve umudun önüne geçmesine izin vermemelisiniz.

Kaçağınız olduğu tespit edildikten sonra hekiminiz stend takılmasına karar verirse bunun iyi yönetilen bir süreç sonunda şifa ile sonlanacağını unutmayın. Stent takılı kaldığı süre boyunca sıvı ve püre kıvamlı beslenmelisiniz. Kesinlikle katı gıdaya geçmemelisiniz. Katı gıdalar stendde kaymaya yol açabilir. Olabildiğince lifsiz-posasız gıdaları tercih ederseniz stent tıkanma ,kayma ,kırılma riskini ortadan kaldırabilirsiniz. Lifli-posalı gıdaları tüketirken besinler iyice pişirilmeli yahut meyve ise en olgununu seçilmelidir.  Rondolandıktan sonra ince bir süzgeçten geçirerek tamamen posasız olması sağlanmalıdır.

Kaçak olan bölgeye Fibrin Doku Yapıştırıcı uygulanabilir.Bu uygulamadan sonra ; ilk hafta berrak sıvılar, ikinci hafta kıvamlı sıvılar,üçüncü hafta püreler olarak beslenmenize devam edebilirsiniz. Koyu kıvamlı püreler ,yumuşak katı gıdalar ve devamında katı gıdalara geçmek için ise hekiminizin yara doku iyileşmesine göre yönlendirmesini bekleyiniz.

Kaçak tedavisinde pek çok yöntemden biri ya da birkaçı kullanılabilir. Aslolan bu süreçte nekahat dönemini vücudun direnme mekanizmlarını güçlü tutarak, beslenme kurallarına uyarak en kısa zamanda ve en az hasarla atlatmaktır.

Bu dönemde kesinlikle sigara kullanılmamalıdır. Alkol , her türlü kafeinli içecekler, kızartmalar , unlu ,asitli gıdalardan uzak durulmalıdır. Pirinç, bulgur gibi midede çok şişen besinler tüketilmemelidir.

Kaçak Sonrası Beslenme Önerileri

Ameliyattan hemen sonraki erken dönemde kaçağınız olduğu tespit edilir ve ikinci bir ameliyatla kaçağın onarımı veya ameliyat türünüzün değişimi söz konusu olursa beslenme planlamanızı ikinci ameliyattan sonra hastaneden taburcu olduğunuz ilk günü beslenmede birinci gününüz varsayarak tıpkı birinci ameliyatınız itibariyle yaptığınız gibi berrak sıvılarla başlayıp aşama aşama gıdalarınızı koyulaştırmalısınız. İlk ameliyatınızın fiziki ve psikolojik tüm kötü etkilerini unutmaya çalışmalı bu talihsiz tecrübenin zayıflamanız ve sağlığınıza kavuşmanın vereceği sevinç ve umudun önüne geçmesine izin vermemelisiniz.

Kaçağınız olduğu tespit edildikten sonra hekiminiz stent takılmasına karar verirse bunun iyi yönetilen bir süreç olursa sonucunun sevindirici olacağını unutmayın.
Stent takılı kaldığı süre boyunca sıvı ve püre kıvamlı beslenmelisiniz. Olabildiğince lifsiz-posasız gıdaları tercih ederseniz stent tıkanma ,kayma ,kırılma riskini ortadan kaldırabilirsiniz. Lifli-posalı gıdaları tüketirken besini önce iyice pişirin yahut meyve ise en olgununu seçin , rondolayın ve ince bir süzgeçten geçirerek posasının tamamen dışarıda kalmasını sağlayın.

Kaçak olan bölgeye Fibrin Doku Yapıştırıcı Uygulanabilir.Bu uygulamadan sonra ; ilk hafta berrak sıvılar, ikinci hafta kıvamlı sıvılar,üçüncü hafta cıvık püreler olarak beslenmenize devam edin. Koyu kıvamlı püreler ,yumuşak katı gıdalar ve devamında katı gıdalara geçmek için ise hekiminizin yara doku iyileşmesine göre yönlendirmesini bekleyiniz.

Kaçak tedavi ve iyileştirmesinde pek çok yöntemden biri ya da birkaçı kullanılabilir. Aslolan bu süreçte nekahat dönemini vücudumuzu güçlü tutarak, beslenme kurallarına uyarak en kısa zamanda ve en az hasarla atlatmaktır.

Tüm bu süreç için beslenmenizde işe yarayacak sihirli bir ipucu ; ikiye bölüp dokunduğunuzda elinize yapış yapış jel gibi sıvısı değen gıcık meyve sebzeler midede ki yara dokuyu kapatmakta çok etkilidirler.

  • Bamya
  • Aloe Vera
  • Hurma

Bu bitkilerdeki mide duvarını sıvayıp koruyan mukus ; midenin tabaklanıp asitle irtibatını kesmeye yarar. Bamya ve hurma çok liflidir. Bu nedenle bu sebze ve meyveyi yemeden önce rondolayıp sonra tülbentten geçirerek liflerini tamamen dışarıda bırakmalıyız. Berrak sıvı döneminde çorbalarınıza bamya ekleyebilirsiniz. 10. günden itibaren hurmayı rondolayıp , tülbentten geçirip süt ile karıştırıp suyunu içebilirsiniz. Aloe veranın ise çayını içebilirsiniz, günde bir bardak.

  • K vitamini içeren Lahana
  • Ispanak
  • Avokado
  • Kuşkonmaz
  • Soya’yı

Beslenme döneminize uygun şekilde yemeklerinize çorbalarınıza , pürelerinize ekleyiniz.

  • Sarımsak
  • Soğan
  • Kereviz

Elma ve ayva ile komposto yaparken ayvanın çekirdeklerini de kompostoya ekleyin. Böylece daha jel kıvamlı bir komposto elde edersiniz.

Sığır Jelatini (Toz-Yaprak)(1 Yaprak Jelatin=6 gr toz jelatin). Sığır jelatini yüksek protein ve vücut için gerekli tüm aminoasitlere sahip bir besin maddesidir. Çorbalara kıvam vermek, jöle yapmak , yemeklerin suyunu koyulaştırmak için kullanılabilir.

Pasta malzemeleri satan yerlerden,aktarlardan ya da internetten sipariş vererek alabilirsiniz.

Bitki çayı tercihinizi yara iyileştirmesinde etkin rolü olan Aloe Vera çayının yanında

  • Papatya Çayı
  • Sarı Kantaron Çayı
  • Kara Halile Çayı’ndan

yana kullanmalısınız.

Terbiyeli çorbalara , kıvamlı içeceklere geçişinizle birlikte Sahlepi tüketmeye başlayabilirsiniz.

  • 1 çay bardağı süte
  • 1 soyulup çekirdeği çıkarılmış İran Hurmasını
  • Yarım çay kaşığı saf sahlepi
  • Çay kaşığının ucuyla toz jelatini ekleyin.

Birkaç saat beklesin. Karıştırarak kısık ateşte pişirin. Süzgeçten geçirin , üzerine muskat rendeleyin.

Kullanıyorsanız sigarayı bırakın. Alkol , her türlü kafeinli içecekler, kızartmalar, unlu ,asitli gıdalardan uzak durun. Pirinç, bulgur gibi midede çok şişen besinleri tüketmeyin.

“Nasrettin Hoca bir gün eşekten düşmüş. Çevresindekiler çok telaşlanmışlar ve;
-Aman hocam dur kalkma yerinden, sana hemen bir doktor çağıralım demişler. Oysa ki Nasrettin Hoca’nın isteği farklıymış.
–Aman ben doktor istemem, bana eşekten düşen birini bulun demiş.”

Daha iyisi belki de bir eşekten düşen ve eşekten düşmüşcesine empati yapabilen bir doktor bulmaktır.

Geçmiş olsun….

Yazar: Op Dr Murat Üstün

Dr. Murat Üstün, İstanbul Bariatric Center'ın (IBC) kurucusu ve obezite cerrahisi ekibi lideridir. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olduktan sonra Ankara Eğitim Araştırma Hastanesi'nde uzmanlığını yapmış, 100'ün üzerinde obezite cerrahisi ile ilgili ulusal ve uluslararası kongrede yer almıştır. Murat Üstün ve İstanbul Bariatric Center ekibi, gastrik bypass, tüp mide ameliyatı, mide balonu ve duodenal switch ile biliopankreatik derivasyon dahil olmak üzere çeşitli tıbbi prosedürler uygulamaktadır. Farklı şekilde gerçekleştirilen bu işlemler midenin aldığı gıdaları sınırlayarak hastanın kilo vermesine yardımcı olur. Ameliyatlar Joint Commission International (JCI) onaylı bir hastanede gerçekleştirilir. Murat Üstün, tüm kadrosu ile birlikte ana hedef olan hastanın sağlığına ve güvenliğine büyük önem vermekte ve bunun, mükemmellik denkleminin bir parçası olduğuna inanmaktadır.

Tüm Yazıları →

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir