Obezite Engelliliği ve Engellilerde Obezite

obezite engelliliği

Obezite engelliliği kavramı toplum için henüz erken olsa da mutlaka tartışmamız gereken bir sorun. Bu makale EuroGenç TV‘de yayınlanan bir röportajın transkriptidir. İçeriğin bir kısmı daha önce AlJazeera TV’de bir belgeselimizde yayınlanmıştır.

-Engellilikle ilgili neler düşünüyorsunuz?

-Engellilik konusu ne tek başına devlet, ne belediye, ne de engelli ailesinin altından kalkamayacağı kadar büyük bir sorun. Sorun sadece onlara yardımcı olmak, sorunlarını çözmekten ibaret değil. Bizim iyi birer insan olabilmek için bu erdemlerle donanmamız şart. Engelliler toplumun giderek büyüyen bir yarası. Öte yandan beslenme, ilaçlar, çevre şartları, psikososyal ortam gibi etkenlerle durum giderek olumsuz hale geliyor. Günümüzde yeni nesil bir çok bağımlılık ve GDO’lu ürünler, kanserojen maddeler vb ile boğuşuyor. Genetik hastalıklar artıyor, yeni engellilik türleri doğuyor.

-Siz obezite cerrahisi konusunda ülkemizin önce gelen uzmanlarından olarak, uzun süredir obezitenin bir engellilik olduğunu savunuyorsunuz. Nedir obezite engelliliği? Obezler engelli midir?

-Sorunuza soruyla yanıt vereyim; iş dünyasında şişman olduğu gerekçesiyle işten kovulan, seyahatlerde çift koltuk parası ödeyen ya da yanına oturduğu kişinin tacizkar söz ve tavırlarına maruz kalan, obezitenin sebep olduğu sağlık sorunları ve hareket kısıtlılığı yaşayan kişiler engelli midir? Avrupa Birliği Adalet Divanı obeziteyi sağlık sorunlarına yol açarak engelliliğe sebep olan bir durum olarak niteledi.

Bundan 15 yıl önce ülkemizde obezite bir hastalık olarak bile kabul edilmiyordu. Biz iki elin parmakları kadar uzman, obezitenin çok büyük bir tehlike olarak gümbür gümbür geldiğini ve obezite cerrahisi ile bunu çözebileceğimizi anlatmaya çalışıyorduk. Sonra klasik kapitalizm kuralları işledi. Günümüzde, ironik olarak herkese bu ameliyatların yapılmaması gerektiğini anlatmaya çalışıyoruz.

Bugün obezite ve aşırı ve sağlıksız beslenmeye bağlı hastalıklardan ölen insan sayısı Afrika’da açlıktan ölenlerin sayısını geçti. Obez olmak maalesef bir tercih meselesi gibi algılanıyor, ama değil. Ciddi sağlık sorunlarına yol açan bir hastalık. Meme kanseri % 25-56, kalp hastalıkları % 34-53 genetik geçişli, ama obezitede bu oran % 50!

Bu anlamda batıda fiziki engelli sınıfına giren insan sayısı % 20, Türkiye’de ise % 10 civarında. 9 milyon kayıtlı fiziksel engelliden bahsediyoruz. Konunun iki boyutu var, obezite engelliliği birinci boyut, diğeri de engelli bireylerde obezite.

obezite engelliliği

-Dünyada Obezite bir hastalık olarak görülüyor mu?

-ABD uzun zamandır obeziteyi hastalık olarak kabul ediyor. Avrupa’da ise obezitenin bir engellilik olduğu kabul görüyor. Geçtiğimiz günlerde Danimarka’da bir çocuk bakıcısı şişman olduğu için işten çıkarıldı. Bu çok önemli. Çünkü hastalık dersek topu tıbba atıyoruz. Ama bizim gibi % 60’dan fazlası fazla kilolu ve şişman olan bir ülkede, obezitenin bir engellilik olduğunu artık anlamak gerekiyor.

İş yaşamından eğitim kurumlarına, sağlık hizmetlerinden karşı cinsle ilişkilere kadar, obez insanlara her yerde ikinci sınıf muamelesi yapılıyor. Ne yazık ki, bu muameleden acı çeken obezleri savunacak yasal düzenlemeler henüz mevcut değil. Dünya obeziteyle savaşırken, obezler de normal insanlarla eşit haklara sahip olmak için mücadele ediyor.

Tüm dünyada ve ülkemizde obezite tüm önlemlere karşın salgın hızında artmaya devam ediyor. Kısaca vücutta fazla yağ depolanması olarak tanımlanabilecek obezite, birçok organ ve sistemi de etkileyerek, bazıları ölümcül olan çok ciddi hastalıklara zemin yaratıyor.

-Obezite sadece sağlığı mı etkiliyor?

Obezite fiziksel etkilerinin yanısıra, çok ağır psikolojik ve sosyal etkilere de sahip ve hemen tüm toplumlarda bir ayrımcılık ve aşağılanma nedeni. İş yaşamından eğitim kurumlarına, sağlık hizmetlerinden karşı cinsle ilişkilere kadar, obez insanlara her yerde ikinci sınıf muamelesi yapılıyor. Obez ergenler yaşıtları tarafından dışlandığı için okulda daha başarısız oluyor, obez erişkinler işyerinde sürekli kötü muameleye maruz kalıyor, günlük hayatta ve ulaşım araçlarında bile gerek sözlü, gerek fiziksel tacizle karşılaşıyorlar.

-Peki bu konuda toplumun tepkisi nasıl?

Daha da kötü olan, bu ayrımcılık ve kötü davranışın toplumda yadırganmaması.
Obez insanlar genellikle tembel ve oto kontrolleri zayıf bireyler olarak görülüyor ve sosyal itilmeye maruz kalıyor. Bu aşağılama çocukluk çağında lakap takmaktan, sosyal ilişkilerde izole edilmeye, işyerinde daha düşük maaşa zorlanmaya kadar ilerleyebiliyor. Eşlerden birinin obez olması ailenin çatırdamasına ve birçok sosyal probleme yol açıyor.

-Bu ayrımcılık ne boyutta günlük yaşamda?

Yapılan çalışmalarda obez insanların hem iş bulmalarının daha zor olduğu, hem daha fazla iş ve daha az maaşa zorlandıkları, hem de biri kovulacağı zaman ilk feda edileceklerin onlar olduğu ortaya kondu. ABD’de 40 yıllık bir kariyeri olan obez birinin zayıf olandan yılda en az 100 bin dolar daha az kazandığı belirlendi. Kilo nedeniyle ayrımcılık ne yazık ki obezite kadar hızlı artıyor. 1995-2005 arasındaki on yıllık sürede yüzde 66 oranında bir artış söz konusu.

Yale Üniversitesi’nin binlerce obez insanla yaptığı çalışma, obezlerin iş yerinde en az bir kez ayrımcılığa uğradıklarını, üstelik bu ayrımcılığın etnik köken veya cinsiyet nedenli olandan çok daha yaygın olduğunu gösterdi. Kilo arttıkça ayrımcılığın ağırlığı da artıyordu. Buna göre, hafif kilolu kadınların onda biri, obezlerin beşte biri, çok şişman olanların ise neredeyse yarısı ayrımcılığa maruz kalıyor.

-Ayrımcılığı doktorlar bile yapıyor değil mi?

Daha da tehlikelisi, doktorlar ve sağlık çalışanları arasında yapılan birçok araştırma, sağlık çalışanlarının da obez hastalara karşı bilinçli veya bilinçsiz olarak ayrımcılık uyguladığını gösteriyor. Buna göre, doktorlar obez hastalara daha az zaman ayırıyor, tetkik istemekte daha isteksiz oluyorlar ve tanı atlama oranları çok daha yüksek.

Birçok doktorun, tedavi uygulamada da isteksiz davranması ve gerekli bir ameliyat için hastalara kilo verip gelmelerini tavsiye etmesi ülkemiz için de alışılmadık bir şey değil. Üstelik diyet ve egzersizle bunun başarılamayacağı bilimsel olarak kanıtlandığı halde…

-Bunlar ürkütücü davranışlar değil mi? Nasıl bu kadar önyargılı olunabiliyor?

Ne yazık ki dahası da var! Çok ilginç bir diğer çalışma da obezlere yönelik önyargıların farklı bir boyutunu ortaya koyuyor. ABD’de erkek jüri üyelerine obez olan ve olmayan potansiyel suçlu fotoğrafları gösterildiğinde, obez kadınları suçlu seçmeye eğilimli oldukları tespit edildi. Bu da aynı jürinin aynı suç için yargılanan biri zayıf, biri obez iki kadından obez olanı daha büyük ihtimalle suçlu seçeceği anlamına geliyor. Bu önyargıların yaratacağı sosyal felaketlerin farkında mıyız?

Erkek şirket yöneticilerinin yarısı fazla kiloluyken, kadın yöneticilerin sadece yüzde 5-22’sinin obez olması, hem obez hem de kadın olmanın ayrımcılığı ağırlaştırdığını gösteriyor. Çocukluk çağında kilolu arkadaşlara lakap takarak başlayan aşağılamanın, erişkinlerce de kolayca kabul edilmesi, hatta medyadan komedi filmlerine kadar obezlerin sürekli aşağılanması hepimizin sessizce kabullendiği bir durum sanki.

Herhangi bir engellilikten farkı olmayan, hatta birçok organı etkileyen çok daha ağır bir hastalık olan şişmanlığın bir komiklik unsuru olarak kolayca yer bulabilmesi başka nasıl açıklanabilir ki?

-Obezite engelliliği çok güncel. Peki kilo nedeniyle ayrımcılık yasal mı?

Normal şartlarda, obezite bir engelliliktir ve tüm insanların eşit haklara sahip olması temelinde pozitif ayrımcılığa bile gidilebilir. Oysa ne yazık ki, ikinci sınıf muamelesinden acı çeken obezleri savunacak yasal düzenlemeler henüz mevcut değil. Dünya bir yandan obeziteyle savaşırken, obezler de normal insanlarla eşit haklara sahip olmak için mücadele ediyor.

Obezlere uygulanan ayrımcılık, hele kadınlar ve erkekler arasındaki ayrımcılığa eklendiğinde illegalite oranı da artıyor. Tüm toplumlarda olduğu gibi bizim ülkemizde de kadınların zihinlerdeki standartlara uyacak şekilde bakımlı ve fit olması bekleniyor. Böylece, bir kadın hele de obez ise iki kat ayrımcılığa maruz kalıyor. Yine Yale Üniversitesi’nin bir çalışmasında, kadınların kiloları nedeniyle erkeklere göre iki kat fazla kötü muameleye maruz kaldığı saptandı. Yani kısacası, fazla kilolu olan erkekse hoş görülebilir, ama kadınsa asla!

-Obezite engelliliği için neler yapılabilir?

-Öncelikle şişman insanların toplumdan soyutlanmasına neden olan faktörleri ortadan kaldırmak gerekiyor. Onların hayatını kolaylaştıracak önlemler alınmalı. İşyerleri engellilere nasıl onların rahat edeceği ortamlar sağlıyorsa, obezlerin de rahat çalışabilmelerini sağlamak ve onlar için de kontenjan belirlemek durumunda. Bunun karşıtları, obeziteyi engellilik olarak kabul edersek, başetmek yerine daha da artmasına yol açabileceğimizi söylüyor. Ama toplum olarak hor görmeyle değil, empati kurarak bu sorunu birlikte çözmemiz gerekiyor.

Obeziteyle olan mücadele devam ederken, adeta “sosyal olarak kabullenilebilir adaletsizlik” halini almış olan obezlere karşı ayrımcılık ve kötü muamelenin önlenmesi için de çaba göstermemiz gerekiyor.

Ne dersiniz, belki restoranda yemek yerken bakışlarımızla taciz ettiğimiz obez insanlardan, “aslında yüzün çok güzel ama” diye başlayan cümlelerle sinsice canını yaktığımız iş arkadaşımızdan veya otobüste yanına denk geldiğimiz birinden başlayarak önce kendimizi düzeltirsek, toplumsal hoşgörünün yayılmasına da katkımız olabilir.

-Obeziteyi önlemek için neler yapabiliriz?

-Öncelikle çocukluk çağı çok önemli. Çocuğun geleceğini ilk aylar belirliyor diyebiliriz. Anne sütüyle beslenmek çocuğun şişmanlamasını ve ileride şişman olmasını engelliyor. Bu koruyucu etki neredeyse % 22.

-Obezite başka problemlere de yol açıyor mu?

-Yaşam konforunu kısıtlamasına ek olarak, obezite en az 10 kanser türünü arttırıyor, rahim kanserleri, safra kesesi, böbrek, tiroid, karaciğer, kolon, yumurtalık, meme kanserleri ve lösemi oranları obez bireylerde kesin olarak artıyor.

-Obezite engelliliği ile ilgili devlet ne yapıyor?

-2000 yılında Milano deklarasyonu ile Avrupa ülkeleri ile işbirliğine giden Türkiye bu amaçla Türkiye Obezite Araştırma Derneği’ni kurdu. Bu derneği araştırmalarıyla toplumun % 70’e yakın kesiminin aşırı kilolu olduğu ortaya çıktı. Obezite engelli kesimin özellikle ulaşım konusundaki engelleri, mekânsal hareketlilik kısıtlamaları araştırıldı. Kamusal alan ve toplu taşımada obezlerin engellerinin göz ardı edildiği ortaya çıktı.

-Bir de engellilerde obezite konusu var, o konuda ne söylemek istersiniz?

-Biz, yani obezite cerrahisi uzmanları, belli uluslararası kriterlere dayanarak cerrahi çözümün geçerli olduğu hastalarda obezite ameliyatları uyguluyoruz. Obezite cerrahisi obezitenin günümüzde kanıtlanmış tek uzun vadeli, hatta kalıcı çözümü. Aday engelli olduğunda bu kriterleri kişiye özel olarak detaylı şekilde değerlendirmek gerekiyor. Örneğin benim diz protezi gerektiren, ama ameliyattan sonra ameliyatından vazgeçilen hastam, tekerlekli sandalyede gezerken koltuk değneklerini bile atan hastalarım var.

Maalesef engellilerde obezite daha kolay ve hızlı gelişiyor. Hareket kabiliyeti kısıtlanan bireyler hızla kilo alıyor. Bu nedenle, engelli kişilerde obeziteden korunmaya özel önem verilmesi gerekiyor.

Yine benzer şekilde, hafif ve orta derecede zihinsel engelli kadınların % 40’a, erkeklerin de % 30’a yakınının obez olduğu bulundu. Bu kişilerde de dengesiz beslenme ve hareketsiz yaşamın en önemli etkenler olduğunu düşünüyoruz. Zihinsel engelli bireylerde obezite ile karşılaşıldığında uygun bir diyet planlaması, enerji içeriği yüksek beslnlerden kaçınılması ve davranış terapisi çözüme yardımcı olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hemen Ara!