Obezite Dünya Çapında Trafik Kazaları, Terör Saldırıları ve Alzheimer’ın Toplamından Daha Çok İnsanı Öldürüyor!

Bugüne kadar yapılmış en büyük çalışma, obezitenin artık hükümetlerin görmezden gelemeyeceği kadar ciddi bir küresel salgın haline geldiğini gösteriyor. Buna göre dünya nüfusunun % 10’undan fazlası obez. Bu da 107.7 milyon çocuk ve 603.7 milyon erişkinin obez olduğu anlamına geliyor. Obezite ve Metabolizma Cerrahisi Uzmanı Op.Dr. Murat Üstün, bu çalışmanın en önemli beş bulgusunu sizlerle paylaşıyor.

“Obezitenin ne kadar büyük bir problem haline geldiğini görmek için etrafımıza bakmak yeterli. İnsanlar giderek daha şişman hale gelirken, obeziteyle ilişkili hastalıklardan da şimdiye kadar hiç olmadığı kadar zarar görüyorlar. Bir çok ülke şekerli içeceklere vergi eklemekten, kalori etiketlerine kadar kendince önlemler alsa da obezitedeki artış durdurulamıyor. Obezite zengin fakir ayrımı yapmadan dünyanın neredeyse her köşesinde giderek büyüyen bir salgına dönüşüyor.”

Çalışmalarına İstanbul-Londra bağlantılı olarak devam eden Dr.Üstün, New England Journal of Medicine’de yayınlanan bu en büyük çalışmadan beş çok önemli bulgu elde edildiğini söylüyor. Çalışma Bill ve Melinda Gates vakfı tarafından finanse edilen uluslararası bir ekip tarafından düzenlendi. En çarpıcı sonuç ise bugüne kadar yapılan en iyi tahminleme olan çalışmanın sonuçlarına göre, dünya nüfusunun % 10’dan fazlasının obez olduğunu gösteriyor.

1980’den beri, düşük ve orta gelirli 70’den fazla ülkede obezite sıklığı iki katına çıktı, diğer bölgelerde de sabit bir hızla artmaya devam etti. Bugüne kadar yapılan en geniş obezite verisi sistematik analizi olan çalışmada, 195 ülkeden çocuk ve erişkinleri kapsayan binlerce veritabanı tıbbi literatürle birleştirilerek incelendi. İşte en önemli 5 başlık:

1) Obezitenin Ana Suçlusu Hareket Azlığı Değil!

Obezite krizinin başından beri hareket azlığı ve fazla kalori alımı eşit faktörler olarak suçlanmaktadır. Ancak araştırmacılar bunun böyle olmadığını belirlediler. Fiziksel aktivite düzeyleri küresel obezite sıklığı artmaya başlamadan önce düşmeye başlamıştı. Bu da gıdayla ilişkili değişimlerin obezite krizinde esas suçlu olduğunu gösteriyor.

Pepsi, Coca Cola, Mc Donalds gibi gıda devleri, ucuz, yüksek kalorili ve besin değeri düşük fast food ürünleri, gazlı-şekerli içecekleriyle dünyanın her yerini ahtapot gibi sardılar. Aynı zamanda ürünlerini satmak için çok saldırgan pazarlama kampanyaları yürüttüler. Böylece özellikle şehirlerde onların ürünleri sebze, meyve gibi sağlıklı alternatiflerden çok daha ucuz ve kolay erişilebilir hale geldi.

Bu kalori bombası yiyecek ve içeceklerin kolayca bulunmaları, kolayca erişilebilmeleri ve ucuz olmaları dünyanın farklı bir çok popülasyonunda kalori alımı ve kilo artışının benzer olmasının nedenidir. Sadece daha kalorili gıdalar daha kolay erişilebilir hale gelmekle kalmadı, kişi başına tüketilen kalori miktarları da yükseldi. Porsiyonlar büyüdü, insanlar evde yemek hazırlamak yerine dışarıda yemeyi veya yemek sipariş etmeyi tercih eder, böylece de daha fazla sağlıksız gıdalar ve şekerli içecekler tüketir oldu.

Halen daha fazla egzersiz yapılmasını önermekle birlikte, bunu artık kilo verme amacıyla önermek anlamsızdır. Egzersizin her türlüsü sağlığınız için iyidir, bununla birlikte kilo vermeye çalışıyorsanız en büyük problem yiyeceklerdir, hareket azlığı değil. Egzersiz sağlığınız için mükemmeldir, ancak kilo vermede önemi yoktur.

2) 2015’de Dünya Çapında Ölümlerin % 7’si Obeziteye Bağlıdır

Normalden fazla kiloya sahip olmak diyabet, kalp-damar hastalıkları, kronik böbrek hastalıkları ve bazı kanser türleri gibi hastalıklar için risk faktörüdür. Obezite giderek yaygınlaştıkça bu hastalıklar da tırmanmaktadır. Üstelik en yoksul ülkelerde dahi obezite oranları tırmanmaktadır.

Araştırmacılar 2015’de dünya çapında 4 milyon ölümün obeziteyle ilişkili olduğunu hesaplamışlardır. Bu ölümlerin büyük çoğunluğu kalp damar hastalıklarından kaynaklanmıştır, hemen arkasından diyabet, böbrek hastalıkları ve kanserler gelmektedir. Bu rakamın korkunçluğunu anlayabilmek için, trafik kazaları, terör saldırıları ve Alzheimer nedeniyle ölenlerin toplamından fazla olduğunu söylersek sanırım durumun ciddiyeti anlaşılır.

3) Çocukluk Çağı Obezitesi Erişkinlerden Hızlı Artıyor!

Erişkinlerle kıyaslandığında obezite çocuklar arasında daha az görülse de, çocukluk çapında obezite oranlarının artışı bir çok ülkede erişkinlerden yüksektir. 20 en büyük ülke arasında ABD çocukluk çağı obezitesi açısından en kötü durumda olan ülkedir ve çocukların % 13’ü obezdir. Mısır ise % 35 ile erişkinlerde obezitenin en yüksek olduğu ülke konumundadır.

Bu haberler, gençlikteki obezitenin ileri yaşlardaki kalp sağlığını ve ölüm oranlarını ne kadar ağır etkilediği bilgisi ile birlikte değerlendirildiğinde; çocukluğunda obez olan kişilerde yaşam beklentisinin ciddi şekilde düşeceğini söylemek mümkündür. Koruyucu önlemler konusunda her gün bir adım ileri gidilse bile, bu nesilde tüm dünyada 100 milyonun üstünde çocuğun hayatları boyunca diyabet ve kalp hastalıkları gibi kiloyla ilişkili hastalıklarla boğuşacağı ve daha erken yaşamını yitireceği üzücü bir gerçektir.

4) Tıptaki Gelişmeler Zengin Ülkelerde Obeziteyle İlişkili Ölümleri Azaltıyor!

ABD gibi gelişmiş ülkelerde obezitede oranlarındaki patlama düzeyinde artışa karşın, 20 yıllık süreçte obeziteyle ilişkili ölüm oranları azalmıştır. Elbette bu obezitenin günümüzde daha az tehlikeli olduğu anlamına gelmiyor. Aslında, tıptaki gelişmeler bu hastaların yüksek tansiyon ve diğer kalp damar problemlerini daha iyi yönetmesine imkan sağlıyor. Ne yazık ki bu ilaçlar obezitenin asıl daha şiddetli artış gösterdiği gelişmekte olan ülkelerde yaygın olarak bulunamıyor. Obezitenin en hızlı artış gösterdiği Mali, Burkina Faso ve Gine gibi ülkelerde ise sağlık sistemleri obeziteyle ilişkili kronik hastalık tsunamisine hazırlıklı değil.

5) Bazı Ülkelerde Obezite Oranları Hala Düşük

Henüz hiçbir ülke obeziteyi tamamen ortadan kaldıramamış olsa da, bazı ülkelerde obezite oranları halen düşük. Örneğin orta gelir düzeyinde bir ülke olan Vietnam’da erişkinler arasında, yoksul bir ülke olan Bengladeş’te ise çocukluk çağında obezite oranları % 1’ler civarında. Bu bulgu, hala umutlu olmamız için bir nedendir. Bu ülkelerde neyin farklı olduğunu bulabilirsek, obezite salgınının şifresini de çözebiliriz.

Günümüzde, tarihte ilk kez çok fazla sağlıksız gıda tüketmekten ölen insanlar, açlıktan ölenlerden daha fazla. Bu küresel salgın artık hükümetlerin gözardı edemeyeceği düzeye ulaşmıştır. Yerel düzeyde kalori etiketlerinin zorunlu kılınması, gazlı-şekerli içeceklere ekstra vergiler eklenmesi gibi küçük müdahaleler obezitenin önlenmesinde önemli etkiler yaratabilir. Bu müdahalelere fastfood ve içecek devlerinin ne kadar şiddetle karşı çıktığına bakarsak, obezitenin kar hırsından kaynaklanan ve önlenebilir bir sağlık problemi olduğu da anlaşılacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hemen Ara!