Obezite Cerrahisinin Sedef Hastalığına (Psöriasis) Etkisi Var mıdır?

Obezite tüm dünyada ve ülkemizde salgın düzeyinde artış göstermektedir. Boy ve kilodan hesaplanan vücut kitle indeksinin 30 ve üzerinde olması durumuna obezite denir ve neredeyse her 5 kişiden biri obez haline gelmiş durumdadur. Obezite kalp hastalıkları ve diyabet başta olmak üzere yaşamı tehdit eden bir çok hastalığa zemin yaratır ve sadece ABD’de 2008 yılında sağlık sistemine yükü 147 milyar dolar düzeyindedir. Obezite yaşamı tehdit etmese bile, yaşam konforunu bozan bir çok hastalıkla da ilişkili bulunmuştur.

Psöriasis ya da sedef hastalığı ABD’de yüz kişiden birini etkileyen, hem sıklığı, hem de şiddeti obeziteyle bağlantılı olan bir hastalıktır. Saçlı deri, eklemlerin dış yüzeyi ve kuyruk sokumu başta olmak üzere, iyi sınırlanmış, kızarık, gümüş renkli pullanma gösteren cilt lezyonları ile karakterizedir. Altında yatan mekanizma tam olarak bilinmemekle birlikte, kronik otoimmün bir hastalık olduğu düşünülmektedir.

Obezitenin psöriazis oluşumundaki rolü henüz net olmasa da, obezitenin yol açtığı inflamatuar süreçlerin bu hastalıkta bir rol oynadığı düşünülmektedir. Gerçekten de, yağ dokusu TNF alfa, leptin, IL-6 gibi bir çok inflamatuar molekül salgılar, ki bunların sedef hastalığını tetikleyen rolleri bilinmektedir. Aynı zamanda sedefin psikososyal anlamdaki ve kişisel davranışlara yansıyan negatif etkileri de obeziteye destek olmaktadır.

Obezite cerrahisi geçiren ve sedef hastalığı olan hastalardaki tabloyu değerlendirmek üzere bazı çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Bunlar obezite cerrahisi ile sağlanan zayıflamanın sedef hastalığının ağırlığını azalttığını veya tamamen ortadan kalkmasını sağladığını bildiren çalışmalardır. Bütün çalışmaları değerlendiren bir toplu gözden geçirme raporunda ise, obezite cerrahisinin, özellikle de bypass operasyonlarının dirençli sedef hastalığı vakalarında bir gün geçerli bir tedavi seçeneği haline gelebileceği ileri sürülmüştür.

2004’de bir vaka bildirisinde vücudunun % 90’ı psöriazis lezyonlarıyla kaplı olan 55 yaşındaki erkek hastada, gastrik bypass ameliyatından 12 ay sonra psöriazisin tamamen yokolduğu ve 24 aylık takipte de nüksetmediği bildirilmiştir. Yine benzer şekilde, 2006 yılındaki bir yayında da, 39 yıldır tüm tedavilere rağmen sedeften kurtulamayan bir başka hastanın, gastrik bypass ameliyatından 4 ay sonra hiçbir ilaca gerek kalmayacak şekilde sedeften kurtulduğu bildirilmiştir. 2011’de bir diğer yayında iki ayrı vakanın bypass sonrası sedef hastalığından tama yakın kurtulduğu rapor edilmiştir. Bunlardan birinde etkilenen vücut yüzeyi % 25’den 9’a, diğerinde ise % 75’den 5’e düşmüştür. 6 yıllık izlemde de herhangi bir tekrar izlenmemiştir.

2013’de bir başka yayın 34 yetişkin hastanın % 62’sinde psöriaziste düzelme bildirmiştir. Bu arada, obezite cerrahisinden sonra sedef hastalığının alevlendiğini gösteren iki çalışma da bulunmaktadır. Buna göre hastaların % 10-12’sinde sedef hastalığı ilerlemiştir.

Sonuç olarak, sedef hastalığı ile obezite arasındaki ilişki net olarak bilinmemekle birlikte, karşılıklı bir etkileşim olduğu düşünülmektedir. Her iki hastalığın moleküler temelleri ve hastalığa yol açan immun-endokrin etkenlerin aydınlatılmasını sağlayacak daha çok çalışmaya ihtiyaç olmakla birlikte, güncel yayınlar obezite cerrahisiyle sağlanan kilo kaybının sedef hastalığını büyük oranda düzeltebileceği veya şiddetini azaltabileceği yönündedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hemen Ara!