Cerrahide Güven Her Şeydir!

Op. Dr. Murat Üstün ve ekibi tarafından sunulan tüp mide, gastrik bypass gibi obezite cerrahisi prosedürleri, tüm genel cerrahi ameliyatları ve kanser cerrahisi ile sağlığına kavuşan binlerce hastamızın arasına katılın.

Randevu Alın
Op. Dr. Murat Üstün
Genel

COVID-19 ve Şeker Koması Ölümcül Bir Karışım

Hızlı Özet

Covid-19 pozitif olup şeker komasına giren 65 Yaş Üstü her iki kişiden biri ölüyor! COVID-19’un şeker koması (diyabetik ketoasidoz) nedeniyle hastaneye yatırılan hastalarda ölüm riskini arttırdığı belirlendi. Şubat-Eylül 2020 aralığında hastaneye yatırılan diyabetik ketoasidoz hastalarından hayatını

Covid-19 pozitif olup şeker komasına giren 65 Yaş Üstü her iki kişiden biri ölüyor!

COVID-19’un şeker koması (diyabetik ketoasidoz) nedeniyle hastaneye yatırılan hastalarda ölüm riskini arttırdığı belirlendi.

Şubat-Eylül 2020 aralığında hastaneye yatırılan diyabetik ketoasidoz hastalarından hayatını kaybedenlerin %30’u aynı zamanda Covid pozitif iken Covid’i olmayanlarda ölüm oranı sadece % 5’di. Çalışma Atlanta Emory Üniversitesi’nce yürütüldü.

JAMA Network Open’da yayınlanan çalışmaya göre, yaş da ölüm oranlarını etkileyen bir diğer faktördü. 65 yaş üstünde hastanede ölüm oranı Covid olanlarda % 45, olmayanlarda ise % 13 idi. 45 yaşın altında ise bu oranlar sırasıyla % 19 ve % 2 idi.

Bir şeker koması atağında Covid 19 olanlarda akut böbrek hasarı gelişmesi riski, olmayanlardan 3 kat daha fazlaydı. (% 30’a karşılık % 10)

Covid-19 ve Şeker Koması

Covid-19 pandemisi sırasında gerek obezite, gerekse diyabet yönetimi ile ilgili bir çok değişiklikler oldu. Bununla birlikte, şeker komasına yol açacak şekilde tedavide gecikilmesinin ölüm oranlarında belirgin artışa yol açtığı da kanıtlanmış oldu. Covid-19 pozitif grupta diyabet komasının neden daha yüksek ölüm oranlarına yol açtığı tam olarak bilinmemekle birlikte, bu bulgular endişe verici olarak yorumlanıyor. Ancak katkıda bulunan faktörler obezite ve ağır stress alltında insülin gereksiniminin artması olabilir.

Şeker koması nedeniyle hastaneye yatırılan ve Covid pozitif olan 210 hasta ve Covid negatif olan 4819 Hasta’nın incelendiği ve 17 eyalette 175 hastaneden toplanan verilere dayanan çalışmada uygulanan tanı kriterleri ve tedavi şemaları standarttı. Covid pozitif hastaların daha ileri yaşlarda olduğu ve BMI’larının negatif hastalardan daha yüksek olduğu gözlendi. Covid pozitif ve 65 yaş üstü olanlarda Kalp-damar hastalıkları ve diyabetle ilişkili nefropati, nöropati gibi diyabetle ilişkili komplikasyonlar da daha fazlaydı.

COVID-19 hastalarının insülin ihtiyacı daha fazlaydı ve daha uzun süreli insülin uygulaması gerektiriyorlardı. Pozitif hastalarda aynı zamanda şeker komasının düzelme ve kan şekerinin 250’nin altına inme süresi de daha uzundu.

Sıkça Sorulan Sorular

Metabolik cerrahi Tip 2 diyabeti kalıcı olarak tedavi edebilir mi?

Gastrik bypass, Tip 2 diyabetli hastaların %80–90'ında kalıcı remisyon sağlar; yani hastalar ilaçsız normal kan şekeri değerlerine kavuşur. Bu etki, kilo kaybından bağımsız olarak ameliyatın ilk günlerinde başlar ve kısmen bağırsak hormonlarındaki (GLP-1, peptid YY) değişikliklerle açıklanır.

Ozempic ve benzeri ilaçlar cerrahinin yerini tutabilir mi?

Semaglutid (Ozempic/Wegovy) gibi GLP-1 reseptör agonistleri etkili olmakla birlikte, ilaç kesildiğinde kilonun büyük bölümü geri alınır ve diyabet remisyon oranı %50–60 civarında kalır. Cerrahi ise %80–90 diyabet remisyonu ve kalıcı kilo kaybı sunarak standart tedavi olmayı sürdürmektedir.

Metabolik cerrahi için hangi kriterler aranır?

Standart kriterler: VKİ ≥35 ve kontrol altına alınamayan Tip 2 diyabet. VKİ 30–35 arasında olsa bile yüksek kardiyovasküler risk taşıyan hastalarda cerrahi değerlendirilebilir. Op. Dr. Murat Üstün her vakayı bireysel olarak ele alır.

Metabolik sendrom nedir ve cerrahi nasıl yardımcı olur?

Metabolik sendrom; abdominal obezite, insülin direnci, yüksek trigliserid, düşük HDL-kolesterol ve hipertansiyonun bir arada bulunduğu tablodur. Obezite ve metabolik cerrahi bu bileşenlerin büyük çoğunluğunda kalıcı iyileşme sağlar ve kardiyovasküler ölüm riskini önemli ölçüde düşürür.