Bypass Ameliyatlarından Sonra Reaktif Hipoglisemi, Nedenleri, Belirtileri ve Tedavi Yolları

duodenal switch komplikasyonları

Gastrik bypass ameliyatını takiben bazı hastalar reaktif hipoglisemi olarak bilinen bir durumu yaşarlar. Bu oldukça rahatsız edici ve uzun vadede kilo geri alımlarına neden olabilen bir durumdur.

Bypasstan Sonra Reaktif Hipoglisemi Neden Olur?

Reaktif kelimesi, vücudun bir şeye tepki olarak oluşturduğu reaksiyonu tanımlar. Tipik olarak da şeker ve basit karbonhidratlar yenmesine bağlıdır. Hipoglisemi kelimesi ise kan şekerinin çok düşmesini ifade eder. Hastanın hissettiği belirtilere neden olan bu düşük kan şekeridir. Bu belirtiler ellerde titreme, uyuşukluk, baş dönmesi, halsizlik, düşünce bulanıklığı, çarpıntı ve bilinç kaybına kadar gidebilir. Buna basitçe şeker krizi demek de mümkündür. Reaktif hipoglisemi özellikle bypass ameliyatlarından sonra sıktır. Bunun nedenleri ameliyatın bedende yaptığı değişikliklerde gizlidir.

Mide:

İlk değişiklik hacimdedir. Midenin normal hacmi 1000-1250 cc’dir, yani yaklaşık bir futbol topu kadar. Gastrik bypass sonrası bu kapasite 15-30 cc’ye iner, yani önceki boyutunun sadece yüzde ikisi!

İkinci değişiklik ise mide boşalması ile ilgilidir. Normalde midenin çıkışında pylor adı verilen bir kapak mekanizması bulunur. Kasılarak kapanabilen ve açılabilen bir halka gibi olan bu kapağın fonksiyonu sindirilmiş gıdalar, sıvılar ve şekerin mideden sindirim sistemine yavaş geçişini sağlamaktır. Bypass ameliyatından sonra oluşturulan mide çıkışında böyle bir yapı yoktur ve daima açıktır. Açıklık küçüktür, 1.2-1.5 cm kadar. Dolayısıyla katı gıdaların geçişini frenlerken sıvıların geçişi daha kolay ve hızlı olur. Bu nedenle bypass ameliyatlarından sonra çok iyi çiğnemek önemlidir.

İnce Barsaklar:

Bypass ameliyatında küçültülmüş olan mide, 12 parmak barsağını atlayarak ince barsağa daha ileri bir seviyeden direk birleştirilir. İnce barsağın sindirimdeki görevi emilimdir. Bypass ameliyatından sonra basit şekerler tüketilirse bunlar gecikmeksizin barsaktan emilir ve kan şekerinde hızlı bir yükselmeye yol açar.

Pankreas:

Pankreas midenin arka kısmında yer alır. Sindirimdeki birçok görevinden biri de kan şekerini düzenlemektir. Kan şekeri yükseldiğinde pankreas insülin salgılayarak yanıt verir. İnsülin dokuları ve hücreleri aşırı şekeri almaları konusunda uyarır ve kan şekeri normale döner. Diyabette bu düzenleme başarısız olur. Tip 1 diyabette pankreas artık insülin salgılama kapasitesini yitirdiğinden, Tip 2 diyabette ise vücut salgılanan insüline gereken yanıtı vermediğinden… Bu yüzden diyabet kan şekeri yüksekliğiyle seyreden bir hastalıktır.

Beyin:

Beynin yakıt kaynağı şekerdir. Tüm beyin fonksiyonları için glukoz gereklidir. Onun dışında beynimiz diğer organların aksine, yağ, ptorein veya diğer enerji türlerini kullanamaz. Kan şekeri düştüğünde yakıt eksikliğini hisseden beyin hipogliseminin tüm belirtilerinin ortaya çıkmasının nedenidir ve sonunda bilinç kaybına kadar giderek bedeni korumaya çalışır.

Problem Aslında Neyin Değiştiği Değil, Neyin Değişmediği!

Pankreasınızın mideden çıkacak besine vereceği insülin salınımı tepkisi değişmemiştir. Normal midede şeker tüketildiğinde yolun her aşamasında yavaşlatılarak emilir. Oysa gastrik bypassta şeker mide açıklığından direk barsağa geçerek hızla emilir ve kan şekerinde ani yükselmeye yol açar.

Pankreas ta her zamanki gibi bu yükselmeye insülin salgılayarak tepki verir. Ancak pankreas reaksiyonu zamana yayılan çok fazla şeker beklentisiyle verildiğinden, çok uzun süreye yayılan ve fazla miktarda insülin salgısı gelişir. Bu insülin de bedene aşırı kan şekerini absorbe etmeleri emrini gönderir. Sonuç kaçınılmaz olarak beynin yakıtsız kalması ve reaktif hipoglisemidir.

Reaktif hipoglisemi özellikle yemek yemeye zaman bulamayıp şekerli atıştırmalıklarla alelacele araç kullanmaya veya tehlike yaratabilecek alet kullanımına dönen hastalarda çok tehlikeli sonuçlara yol açabilir. Çoğu vakada ise kişi basit şekerleri tükettikten hemen sonra kendini çok kötü hisseder ve uyuma ihtiyacı hisseder.

Reaktif Hipoglisemiden Nasıl Kurtulabilirsiniz?

En önemli tavsiyemiz, üç veya dört öğün, protein ağırlıklı ve dengeli öğünler tüketmenizdir. İyi yanı reaktif hipogliseminin geçici olmasıdır. Kısa vadede az miktarda meyve suyu veya şekerli gıda ile kriz çözülebilir. Ama önemli olan uzun vadede bu soruna yol açan davranış biçimlerinden kaçınmaktır. Hastalar eğitimle daha akıllıca gıda seçimleri ve protein ağırlıklı öğünlere yönlenmeleri konusunda uyarılmalıdır.

Reaktif Hipoglisemi İnatçı Hale Gelirse?

Bütün önlemler uygulandığı halde hala reaktif hipoglisemi yaşanıyorsa, nadiren de olsa müdahale gerekebilir. Müdahale gerektiren durumlar mide genişlemesi ve nadiren de insülinoma denen durum olabilir. Bu son durum, pankreasın insülin üreten hücrelerinin aşırı çoğalması ve Nesidioblastozis denen durumdur. Çok ağır vakalarda bypassın geri çevrilmesi ve hatta pankreasın bir kısmının çıkarılması gerekebilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hemen Ara!